İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada, küresel enerji krizinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir faktör olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümeye devam ettiğini, ancak dış talebin zayıflaması ve maliyet artışlarının büyümenin kompozisyonunu olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Avdagiç, Türkiye’nin kendi iç dinamikleriyle büyüme potansiyeline sahip olduğunu dile getirerek, bu konuda üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, "Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını azaltabiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılayabiliriz. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla enflasyon sorununu aşabiliriz." ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, "Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi ’warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ diye yeni bir kavram ortaya çıktı. Bu kavram, savaş kaynaklı, arz yönlü ve kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasını ifade ediyor." şeklinde konuştu.
Avdagiç, Türkiye’nin potansiyelinin günümüzde daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip olduğunu belirterek, Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğiliminin Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getirdiğini ifade etti. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajları sayesinde Türkiye’nin Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna geldiğini vurguladı. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alarak, küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız." dedi.
İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para politikası beklentilerine de değinerek, savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle zayıfladığını belirtti. Piyasa beklentilerinin, kısa vadede faiz indirimlerinin ertelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillendiğini ifade etti. Merkez Bankası’nın, fiyat istikrarı ve finansal istikrarı korumaya yönelik üretimi gözeten hassas bir politika izlemelerinin ekonomik istikrar açısından önemli olduğunu vurguladı.
Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, dünya ekonomisinin düşük büyüme ve yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını belirtti. Savaş sona ermezse, ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar çeşitli ürünlerde darboğaz yaratabileceğine vurgu yaptı. Avdagiç, "Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların etkisi, tüketici pazarının her alanına yayılmaktadır." dedi.
Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğini ifade eden Avdagiç, "ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımız geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımız ise kalıcı ve stratejik nitelikte olacak yeni bir dönem bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. "Sadece yılın ilk çeyreğinde kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun zayıfladığını görmekteyiz." dedi.
Bu tablonun dış ticaret verilerinde de yansıdığına dikkat çeken Avdagiç, 2026’nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 azaldığını, ithalatın ise yüzde 4,7 arttığını kaydetti. Avdagiç, "Dolayısıyla, enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta kur lehine bir sürecin devreye girmesi, Türkiye’nin rekabetçiliği açısından elzem hale gelmiştir." şeklinde konuştu.
