Kolorektal kanserler, dünya genelinde hem erkeklerde hem de kadınlarda sıkça görülen, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir kanser türüdür. Genellikle gizlice ilerleyen bu hastalık, çoğu zaman erken aşamada fark edilmediği için tedavi şansını azaltmaktadır. Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Osman Civil, kolorektal kanserin risk faktörleri ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaşmaktadır.
Poliplerin Rolü
Kolorektal kanserler, kanserle ilişkili ölümler arasında ikinci sırada yer almaktadır. Özellikle erkeklerde kadınlara oranla daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Civil, bu kanser türünün bağırsak düzeninde bozulma, karın ağrısı, rektal kanama, ishal veya kabızlık gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. Ancak, bu belirtilerin çoğu spesifik olmadığından, genellikle erken dönemde fark edilmemektedir.
Gelişim Yolları
Kolorektal kanserlerin üç ana gelişim yolunun bulunduğunu belirten Prof. Dr. Civil, bunların ailevi, kalıtımsal ve poliplerden kaynaklanan yollar olduğunu söyledi. Vakaların yaklaşık %70'i poliplerden gelişirken, kalıtımsal geçiş gösteren kanserlerin oranı %5-10 arasında değişmektedir. Ailevi yatkınlık ise %10-15 oranında karşımıza çıkmakta ve bu tür bir öyküye sahip bireylerde tarama yaşları daha erken belirlenmektedir.
Risk Faktörleri
Kolorektal kanser gelişiminde bazı risk faktörleri daha belirgin hale gelmektedir. Prof. Dr. Civil, obezite, diyabet, fiziksel aktivite eksikliği, aşırı kırmızı et ve işlenmiş et tüketimi, sigara ve alkol gibi değiştirilebilir risk faktörlerine dikkat çekti. Değiştirilemeyen risk faktörleri arasında ise yaş, aile öyküsü, ırk ve cinsiyet bulunmaktadır. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkilediğinden, dünya genelinde 45 yaşından itibaren yılda bir kez gaitada gizli kan testi yapılması, 5 yılda bir rektosigmoidoskopi ve 10 yılda bir kolonoskopi ile tam bağırsak taraması önerilmektedir. Aile öyküsü olan bireylerde bu tarama yaşı 20'li yaşlara kadar indirilebilmektedir.
Tedavi Yöntemleri
Kolorektal kanserlerin tedavisinde multidisipliner bir yaklaşımın benimsendiğini vurgulayan Prof. Dr. Civil, cerrahi, onkoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp ve radyoloji uzmanlarından oluşan bir ekibin birlikte çalıştığını ifade etti. Primer tedavi genellikle cerrahidir ve hastalığın evresi, Bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) veya Pozitron Emisyon Tomografisi ile Bilgisayarlı Tomografi (PET-CT) gibi görüntüleme yöntemleriyle belirlenmekte, tedavi planı buna göre şekillendirilmektedir.