Son zamanlarda sosyal medyada "Süresiz nafaka tarih oldu" başlığıyla gündeme gelen tartışmalar, nafaka sisteminin yeniden değerlendirilmesine yol açtı. Aile ve Çift Terapisti Pınar Baybaşin, boşanmanın yalnızca mahkeme kararlarıyla sınırlı olmadığını, evliliğin sona ermesinin ekonomik ve psikolojik açıdan derin etkiler yarattığını belirtti. Bu noktada, boşanmanın iki kişinin yollarını ayırmasının ötesinde, bir evin dağılması, alışkanlıkların değişmesi ve çocukların düzeninin sarsılması gibi sonuçlar doğurduğunu vurguladı.
Baybaşin, nafaka konusunun sadece maddi boyutunun tartışılmasının eksik olduğuna dikkat çekti. Özellikle kısa süreli evliliklerin ardından uzun yıllar nafaka ödenmesi konusunun çeşitli tepkilere yol açtığını ifade eden Baybaşin, buna karşılık boşanma sonrası ekonomik sıkıntı çeken kadınların da var olduğunu aktardı. "Yıllarca çocuk büyüten birçok kadın, iş hayatından uzak kalmış, mesleğini bırakmış ve ekonomik olarak ayakta durmakta zorlanıyor" diye ekledi.
Bu nedenle nafaka tartışmalarının taraflar arasında bir üstünlük meselesine indirgenemeyeceğini belirten Baybaşin, daha dengeli bir sistemin gerekliliğine vurgu yaptı. "Evlilik süresi belirleyici olmalı" diyen Baybaşin, "Bir yıl süren bir evlilik ile yirmi yıllık bir hayat ortaklığı aynı değildir. Çocuk sorumluluğu, ekonomik durum ve çalışma imkânları birlikte değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.
Boşanma sürecinin yalnızca hukuki bir mesele olmadığını, aynı zamanda duygusal etkiler de taşıdığını dile getiren Baybaşin, terapi süreçlerinde en sık karşılaşılan duyguların öfke, değersizlik ve adaletsizlik hissi olduğunu aktardı. Son olarak, "Boşanmalar mahkeme salonlarında biter ama etkileri insanların ruhunda uzun süre devam eder" şeklinde değerlendirmesini tamamladı.
