İstanbul Ticaret Odası (İTO), 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle ilgili olarak, işyerlerinde yemek verilmesi dışındaki durumlarda çalışanlara sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmının SGK priminden muaf tutulmasının, bu tutarı aşan kısmının ise prime tabi olacağını açıkladı. Bu düzenlemenin restoran ve lokantalarda tüketilen yemeklere getirilen prim sınırlamasıyla işverenler ve yeme-içme sektörü açısından önemli ekonomik etkileri olabileceği ifade ediliyor.
Yemek yardımı konusunu değerlendiren Ebru Koralı, bu yardımın çalışanların iş günü içindeki beslenme ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulmuş önemli bir sosyal hak olduğunu belirtti. Koralı, uygulamanın amacına uygun şekilde korunması gerektiğini vurguladı.
Uygulama Farklılıkları Sektörü Etkiliyor
Koralı, yemek hizmetinin sağlandığı işletmelere göre farklı prim uygulamalarının ortaya çıkabileceğini belirtti. Örneğin, işyerine tabldot veya catering hizmeti verilmesi ile çalışanların restoran veya lokantalarda yemek yemesi durumunda farklı prim uygulamaları oluşabiliyor. Oysa verilen hizmetin özü aynıdır; çalışan yine yemek tüketmektedir. Hizmetin sağlandığı işletme türüne göre farklı prim yüklerinin ortaya çıkması, sektörde rekabet eşitsizliğine yol açabilir. Ayrıca, restoran ve lokanta işletmeleri şehir ekonomisinin ve istihdamın önemli bir parçasıdır. Uygulama farklılıkları işveren tercihlerinde değişikliklere neden olursa, bu durum restoran cirolarına ve sektördeki istihdama doğrudan yansıyabilir. Özellikle öğle servisine odaklanan binlerce işletme ve yaklaşık 200 bin çalışanın bu süreçten etkilenmesi bekleniyor.
Yemek Yardımı Kayıtlı Ekonomiyi Destekliyor
Koralı, restoran ve lokantalarda yapılan yemek harcamalarının doğrudan kayıt altına alındığını belirterek, bu sistemin gıda sektöründen lojistiğe kadar geniş bir ekonomik zinciri desteklediğini ifade etti. Koralı, "Yemek yardımının gerçekten yemek amacıyla kullanıldığı sistemler hem çalışanların sosyal haklarını korur hem de sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Aynı zamanda harcamaların kayıtlı ekonomiye dahil olmasına destek olur." şeklinde konuştu.
Amacın Çalışanı Desteklemek Olması Gerekiyor
Koralı, yapılacak düzenlemelerde çalışanların sosyal haklarının korunmasının temel öncelik olması gerektiğini vurguladı. Yemek yardımına ilişkin uygulamaların sektörler arasında eşit rekabet koşullarını gözeten bir çerçevede ele alınmasının sektörel açıdan daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.
