Doğanbey Mahallesi'nde 2014 yılında yıkılmaya yüz tutmuşken satın alınan Mavi Değirmen, 2015 yılında aslına uygun bir şekilde restore edildi. Restorasyon çalışmaları, mimarlar ve inşaat ustalarının emekleriyle gerçekleştirildi. Projenin yürütücüsü Üstün İzci, bu girişimlerinin ticari bir amaç taşımadığını, topluma kültürel bir iz bırakma hedefiyle hayata geçirildiğini ifade etti. Seferihisar Belediyesi’nin destekleriyle restore edilen bu yapı, Türkiye genelinde tamamen faal durumda olan yedi yel değirmeninden biri olarak dikkat çekiyor.
Geleneksel Un Öğütme Yöntemi
Mavi Değirmen, saatte 220 kilogram buğday öğütme kapasitesine sahip olup, modern fabrikalardan farklı bir prensiple çalışıyor. Üstün İzci, geleneksel yöntemi anlatarak, "Fabrikalarda unun minerali ve kepeği ayrıştırılıyor. Bizim taşımız yavaş yavaş dönüyor, bu sayede un ısınmıyor ve öz değerlerini kaybetmiyor. Beslenmesine önem verenler bu farkı biliyor ve bu özel unu arıyor" dedi.
Bir Eğitim ve Anı Merkezi
Değirmencilik kültürünün geçmişte kışlık un stoklama gibi toplumsal bir dayanışma ve zenginlik göstergesi olduğunu hatırlatan İzci, günümüzde market alışkanlıklarının bu kültürü değiştirdiğini dile getirdi. Temiz buğday bulma ve yeni usta yetiştirme konularında zorluklar yaşandığını belirten İzci, üretilen un maliyetinin piyasa fiyatlarının çok üzerinde kaldığını ifade etti. Mavi Değirmen, ticari bir işletmeden ziyade özellikle çocuklu ailelerin ziyaret ettiği bir eğitim ve anı merkezi işlevi görüyor. İzci, "Mavi Değirmen yaşayacaktır ama bir ticari değirmen olarak faaliyetini sürdürmesi zor. Bir zaman sonra tamamen teknolojiye yenilmiş olacağız, bu yüzden burayı bir müze gibi zenginleştirmeye ve bu kültürü anlatmaya devam ediyorum" dedi.
