İzmir'de 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü'nde Sağlık Verileri Paylaşıldı

Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü'nde yapılan açıklamalarda, erken tanının önemi ve çocuk onkolojisi alanındaki gelişmeler vurgulandı. Prof. Dr. Nur Olgun, Türkiye'deki çocukluk çağı kanserleri kayıt sisteminin önemini ve sağkalım oranlarının arttığını belirtti. Tedavi edilebilirlik oranlarının yükselmesi, aileler için umut oluşturuyor.

İzmir'de 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü'nde Sağlık Verileri Paylaşıldı
Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü'nde yapılan açıklamalarda, erken tanının önemi ve çocuk onkolojisi alanındaki gelişmeler vurgulandı. Prof. Dr. Nur Olgun, Türkiye'deki çocukluk çağı kanserleri kayıt sisteminin önemini ve sağkalım oranlarının arttığını belirtti. Tedavi edilebilirlik oranlarının yükselmesi, aileler için umut oluşturuyor.
Google News'te Abone Ol

Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Onkoloji Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Nur Olgun, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Bu günün amacını, çocukluk çağında görülen kanserlere dikkat çekmek, erken tanının önemini vurgulamak ve bu zorlu süreçte çocuklar ile ailelerine destek olmak olarak tanımladı. Prof. Dr. Olgun, çocukluk çağı kanserlerinin erişkin kanserlerinden farklı özellikler taşıdığını belirtti.

Prof. Dr. Olgun, çocuklarda görülen kanserlerin biyolojik yapıları, seyirleri ve tedaviye verdikleri yanıt açısından erişkin kanserlerinden ayrıldığını ifade etti. Çocuklarda en sık karşılaşılan kanser türleri arasında lösemiler, beyin tümörleri, lenfomalar, nöroblastom, Wilms tümörü ve kemik tümörleri yer almaktadır. Sevindirici bir gelişme olarak, günümüzde çocukluk çağı kanserlerinin önemli bir bölümünün tamamen tedavi edilebilir hale geldiğini söyledi.

Türkiye’de çocukluk çağı kanserlerine yönelik sistematik kayıtların 2002 yılında başladığını hatırlatan Prof. Dr. Olgun, bu alandaki büyük hasta serilerinin ülkemiz için son derece değerli olduğunu vurguladı. 2002-2024 yılları arasında çocukluk çağı kanserleri kayıt sistemine toplam 52 bin 907 hasta kaydedildi. Bu hastalarda 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 70’in üzerinde olması, ülkemizde çocuk onkolojisi alanında ulaşılan seviyeyi ve uygulanan tedavilerin başarısını açıkça göstermektedir.

Bu verilerin, erken tanı, standartlaştırılmış ulusal protokoller ve multidisipliner yaklaşımın önemini ortaya koyduğunu belirten Olgun, kayıt sistemlerinin güçlendirilmesinin gelecekteki iyileşmeler için kritik olduğunu ifade etti.

Erken tanının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yapan Olgun, ailelerin bazı belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini belirtti. Uzamış ateş, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, solukluk, morarma, kemik ağrıları, vücutta şişlikler, halsizlik ve iştahsızlık gibi bulguların önem taşıdığını açıkladı. Bu belirtiler her zaman kanser anlamına gelmese de, uzun sürüyorsa mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en kritik faktördür.

Son yıllarda çocuk onkolojisinde önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Olgun, kemoterapi, cerrahi ve radyoterapinin yanı sıra kök hücre nakli, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapilerin giderek daha fazla kullanılmakta olduğunu belirtti. Ayrıca, genetik ve moleküler düzeyde yapılan çalışmaların kişiye özel tedavi yaklaşımlarının önünü açtığına dikkat çekti.

Bu ilerlemelerin en çarpıcı örneklerinden birinin ileri evre nöroblastom hastalarında görüldüğünü vurgulayan Olgun, 1992 yılında yüksek risk nöroblastom hastalarında sağkalım oranının yalnızca yüzde 6 iken, bu oranın TPOG NB 2003, 2009 ve 2020 protokolleri ile yaklaşık yüzde 65’e yükseldiğini paylaştı. Bu önemli artış; risk gruplamasında moleküler ve sitogenetik faktörlerin dikkate alınması, hedef tedaviler ve immünoterapi uygulamaları gibi yeni tedavi stratejileri sayesinde mümkün olmuştur.

Olgun, bu gelişmelerin büyük ölçüde Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşların desteklediği küresel iş birlikleriyle daha da hız kazandığını sözlerine ekledi. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir süreç olmadığını ifade eden Olgun, çocukların eğitimden ve sosyal hayattan kopmaması, oyun oynayabilmesi ve yaşıtlarıyla iletişim kurabilmesinin çok önemli olduğunu söyledi. Aynı şekilde ailelerin de psikolojik ve sosyal destek alabilmesinin, tedavi sürecini olumlu yönde etkilediğini belirtti. Bu mücadelenin bir ekip işi olduğunu vurguladı.

Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’nün topluma önemli bir sorumluluk hatırlattığını belirten Prof. Dr. Nur Olgun, "Her çocuk sağlıklı bir geleceği hak eder. Farkındalık arttıkça erken tanı oranları yükselir ve daha fazla çocuk hayata tutunur. Bugün atılan her adım, yarın daha fazla çocuğun gülümsemesi demektir. Çocuklarımız için umut var, bilim var ve gelecek var." diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin