Doç. Dr. Ahmet Özveren, kanser tedavisinde "umut" ve "gerçek" arasındaki ayrımın büyük önem taşıdığını ifade ediyor. Özellikle sosyal medya ve internet ortamında yayılan bazı tedavi iddialarının, bilimsel geçerliliği olmayan uygulamaları güvenilirmiş gibi gösterme potansiyeli taşıdığını kaydediyor. Bu tür söylemlerin, genellikle tek bir hastanın olağanüstü sonuçlarına dayandırıldığını ve "sistem bunu sizden saklıyor" gibi komplo teorileriyle desteklendiğini belirtiyor.
Özveren, hastaların bu tür bilgilere maruz kaldıklarında hızlı karar vermeye zorlandıklarını ve bunun dikkat edilmesi gereken bir uyarı işareti olduğunu vurguluyor. "Tedavi iddiaları için sorulması gereken üç önemli soru var," diyor. Bu sorular; "Bu yöntemle ilgili yayımlanmış bilimsel çalışmalar var mı? Aynı sonuçlar farklı ve bağımsız merkezler tarafından da gösterilmiş mi? Bu yaklaşım ulusal veya uluslararası tıp kılavuzlarında yer alıyor mu?" şeklinde sıralanıyor.
Bu soruların yanıtları, bir tedavi yönteminin bilimsel geçerliliğini anlamada önemli ipuçları sunuyor. Özveren, kanıta dayalı tıbbın kesin sonuç garantisi vermediğini hatırlatarak, her tedavinin belirli başarı oranları, olası yan etkileri ve belirsizlikleri bulunduğunu ifade ediyor. Ancak bilimsel yöntemlerle değerlendirilen tedavilerin, ölçülebilir sonuçlar ve açıkça tanımlanmış riskler sunduğunu belirtiyor.
Doç. Dr. Özveren, internet ve sosyal medyada karşılaşılan sağlık içeriklerinin mutlaka sorgulanması gerektiğini vurguluyor. "Kanser tedavisinde umut değerlidir. Ancak umut, doğrulanmış bilgilerle desteklendiğinde hastaya güç verir. Tedavi seçenekleriyle ilgili en doğru değerlendirme, hastanın kendi klinik özellikleri dikkate alınarak yapılabilir. Bu nedenle sağlıkla ilgili kararlar alınırken kanıta dayalı bilgi için mutlaka hekiminizle iletişim kurmalısınız," diyor.