Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, gebeliğin 32-36'ncı haftaları arasında RSV aşısının uygulanmasının önerildiğini ifade etti. Yapılan geniş kapsamlı klinik çalışmalar, bu dönemde yapılan aşının yenidoğanlarda RSV'ye bağlı alt solunum yolu enfeksiyonları ile hastaneye ve yoğun bakıma yatış oranlarını anlamlı şekilde azalttığını göstermiştir. Mevcut bilimsel veriler, hem anne hem de bebek açısından ciddi bir güvenlik sorunu bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Özellikle prematüre bebeklerin RSV açısından en savunmasız gruplar arasında yer aldığını vurgulayan Işık, gebelikte yapılan aşıların bebeklerin belirli bir düzeyde koruyucu antikorla dünyaya gelmesini sağladığını belirtti. Bu durum, ağır enfeksiyon riskini azaltmak açısından önemli bir avantaj sunmaktadır. Ayrıca, daha önce RSV enfeksiyonu geçirmiş anne adaylarının da aşılanmasının önerildiği ifade edildi. Çünkü geçmişte geçirilen RSV enfeksiyonu kalıcı ve güçlü bir bağışıklık sağlamamaktadır.
Bebeği korumanın en etkili yöntemlerinden birinin bu aşı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Işık, anne adaylarının sıklıkla "Bu aşı bebeğe zarar verir mi?", "Doğumdan sonra yapılması yeterli olmaz mı?" ve "Daha önce enfeksiyon geçirdim, bana gerek var mı?" gibi yanlış veya eksik bilgilere dayalı sorular sorduğunu belirtti. Mevcut verilerin, gebelikte uygulanan aşının bebeği korumada en etkili yöntem olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Ayrıca RSV aşısının grip ve Covid-19 aşıları ile aynı dönemde, farklı enjeksiyon bölgelerinden uygulanabileceği bilgisi de paylaşıldı. Türkiye'de RSV aşısının rutin gebelik aşı takvimine dahil edilmesi için çalışmalar devam etmektedir. Anne adaylarının, bireysel durumları ve risk faktörlerine göre kadın doğum ve göğüs hastalıkları uzmanlarına danışarak güncel önerileri takip etmeleri önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, gebelikte RSV aşısı, yenidoğanları hayatlarının en savunmasız döneminde ciddi solunum yolu enfeksiyonlarından korumayı amaçlayan, bilimsel temeli güçlü ve umut verici bir uygulama olarak öne çıkmaktadır.