Yakın Doğu Üniversitesi Deprem ve Zemin Araştırma ve Değerlendirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Cavit Atalar, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yıl dönümünde Kıbrıs’ın güncel deprem riskine dikkat çekti. Kıbrıs’ın aktif fay sistemleri nedeniyle sürekli sismik hareketlilik içinde olduğunu ifade eden Atalar, yılda ortalama 500-600 deprem kaydedildiğini söyledi.
Atalar, "6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler, geniş bir coğrafyada derin izler bıraktı. Türkiye başta olmak üzere birçok bölgeyi etkileyen bu felaket, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de büyük bir kayba yol açtı. Depremlerde yaşamını yitiren 49 kişi, depremin etkisini bir kez daha gözler önüne serdi" dedi.
Kıbrıs’ta 6 Şubat depremleri sırasında bazı bölgelerde hissedildiğini hatırlatan Atalar, Lefkoşa’da bir duvarın yıkıldığını belirtti. Bu durum, Kıbrıs’taki deprem riskinin sadece teorik bir olasılık olmadığını ortaya koyuyor. Atalar, adanın deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.
Kıbrıs’ın büyük depremlerle nadiren gündeme gelmesine rağmen çevresindeki aktif fay sistemleri nedeniyle sürekli sismik hareketlilik içinde olduğunu ifade eden Atalar, adanın Anadolu, Afrika ve Arap levhalarının etkileşim alanında yer aldığını belirtti. Bu jeodinamik yapının, yıkıcı depremler uzun aralıklarla gerçekleşse de riskin hiçbir zaman ortadan kalkmadığını gösterdiği ifade edildi.
Atalar, toplumda en sık sorulan sorunun "Deprem ne zaman olacak?" olduğunu dile getirerek, bu sorunun yanlış bir varsayıma dayandığını belirtti. Kıbrıs'ta her gün deprem meydana geldiğini vurgulayan Atalar, yılda ortalama 500-600 sarsıntının kaydedildiğini, bazı yıllarda bu sayının bini aştığını ve büyük depremler sonrasında ise 1200’e kadar çıktığını söyledi. 6 Şubat depremlerinin ardından Kıbrıs çevresinde kaydedilen yüksek sayıdaki sarsıntının, bölgedeki fay etkileşimlerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini kaydetti.
Prof. Dr. Cavit Atalar, depremlerin yıkıcı etkisinin yalnızca büyüklükle sınırlı olmadığını belirterek, yapı kalitesinin belirleyici unsur olduğunu vurguladı. Aynı büyüklükteki bir depremin farklı bölgelerde farklı sonuçlar doğurabildiğini ifade eden Atalar, özellikle mühendislik hizmeti almamış yapılar, eski bina stoku ve zemin özellikleri dikkate alınmadan yapılan yapılaşmanın ciddi risk oluşturduğunu sözlerine ekledi.