Yunuslar Köyü’nden olan Araştırmacı-Tarihçi Yazar Hüseyin Göksal, çeşmenin kökeni hakkında yaptığı araştırmalarla dikkat çekiyor. Göksal, köyde kendiliğinden akan yaklaşık 20 çeşme bulunduğunu, fakat en eskisinin Ayvaz Çeşmesi olduğunu ifade ediyor. "Nüfus defterlerini incelediğimde, köyümüzde artık devam etmeyen 'Ayvazoğulları' sülalesinin varlığını keşfettim. Çeşmenin isminin buradan geldiğini ve bu sülaleden bir hayırsever tarafından yaptırıldığını tahmin ediyoruz" diyen Göksal, çeşmenin 1875-1876 yıllarında inşa edildiğini belirtiyor.
Çeşmenin Mimari Özellikleri
Göksal, çeşmenin mimari yapısında bulunan üç ayrı oluğun köylüler için sadece bir su kaynağı değil, aynı zamanda kültürel bir simge olduğunu vurguluyor. "Biz çocukken bu üç oluğu; yılan, kurbağa ve balık olarak adlandırırdık. İnancımıza göre en temiz ve güzeli 'balık' dediğimiz oluktu; suyu mümkün olduğunca ondan içmeye çalışırdık" şeklinde konuştu.
Özellikle eski dönemlerde teknolojinin yaygın olmadığı zamanlarda Ayvaz Çeşmesi'nin stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Göksal, "Dere yatağında bulunduğu için zaman zaman sel ve benzeri doğa olayları nedeniyle hasar görse de, Kemal Özdoğan ve 2023 yılında yapılan kapsamlı tadilatlarla ayakta tutuldu" dedi.
Çeşmenin, harman yerinin yakınında bulunması nedeniyle 1970'li ve 80'li yıllarda tarlada çalışan köylüler için önemli bir su kaynağı olduğunu belirten Göksal, "Ramazan aylarının sıcak yaz günlerine denk geldiği yıllarda, henüz evlerde buzdolabı yokken köylüler iftara yakın buraya akın ederdi. İftar sofraları için buradan doldurulan buz gibi sular, en büyük zenginliğimizdi" ifadelerini kullandı.
Gediz’in kültürel mirasının canlı bir kanıtı olan Ayvaz Çeşmesi, asırlardır olduğu gibi bugün de Yunuslar Köyü’nde doğanın cömertliğini ve tarihin derinliğini yansıtmaya devam ediyor.
