Diyarbakır’ın Lice ilçesinde, Örtülü köyünde yer alan Birkleyn mağaraları, maden ruhsatlarına ve taş ocaklarına açılmıştı. Yaklaşık bir yıl süren hukuki süreç sonucunda, yapılan itirazlar neticesinde mahkeme madencilik faaliyetlerine durdurma kararı verdi. Bu karar, mağaraların birinci dereceden arkeolojik sit alanı olması nedeniyle alındı.
Diyarbakır Barosu avukatlarından ve Çevre Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, Birkleyn mağaralarının korunması gerektiğini vurguladı. İnan, "Bu alan, maden ruhsatlarına ve taş ocaklarına açılmıştır. Ancak burada taş ocağı ve kırma-eleme tesislerinin bulunması, bu tarihi alanı yok edecek projelerdir. Birkleyn mağaraları sadece arkeolojik bir sit alanı değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte önemli doğal alan olarak tanımlanmaktadır. Burada endemik flora ve fauna türleri mevcuttur. Ayrıca, bölge halkı yaz aylarında serinlemek için bu alana girmektedir. İçinde 8 bin yıllık kitabeler ve Asur dönemine ait heykeller bulunmaktadır. Bu nedenle, bu tür tehlikeli madencilik faaliyetlerine karşı hukuki süreç başlattık. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak bu tarihi alanın korunması gerektiğine karar verdi ve projeyi durdurdu.” şeklinde konuştu.
Bölgenin Evrensel Mirası
İnan, bölgenin kendileri için evrensel bir değer taşıdığını belirtti. "1990'lı yıllarda burada yapılan çalışmalar, bölgenin önemli bir antik kent potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Ancak bu alanda yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle, yıkım projelerini buradan uzak tutmak için çaba harcıyoruz. Gerçek değerlerin tespit edilmesi amacıyla kapsamlı bir çalışma yapılması gerekiyor. Mağara uzantıları kilometrelerce sürmektedir ve detaylı kazı çalışmaları gerekmektedir. Burası, arkeologlar ve kamu kurumları tarafından korunmalı ve sahiplenilmelidir." dedi.
UNESCO Başvuru Süreci
Birkleyn mağaralarının UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınması için başvuru süreci başlatacaklarını ifade eden İnan, "UNESCO’ya başvuru süreci kolay değil. Kamu kurumlarının destek vermesi gerekmektedir. Bu nedenle, iyi bir koordinasyon sağlamalıyız. Burada hem doğal hem de arkeolojik zenginliklerin bir arada bulunması oldukça nadirdir. Dicle Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, buranın jeomiras alanı olduğunu ortaya koymuştur. Bu alan, yalnızca insanların izlerini değil, evrenin oluşumuna dair önemli bilgiler de içermektedir. Bu üç özelliğin bir arada bulunduğu başka bir yer yoktur. Bu nedenle, koruma statüsünün güçlendirilmesi ve uluslararası miras listesine alınması için gerekli adımları atacağız." şeklinde sözlerini tamamladı.