Gökeyüp Mahallesi'nde, kadınlar geleneksel yöntemlerle elle dövülerek ve şekillendirilerek çömlek yapıyor. Bu süreç, Anadolu'nun en eski üretim tekniklerinden birini günümüze taşırken, bölgeye özgü toprağı suyla yoğurarak çamur haline getiriyorlar. Ardından, sabırla ilmek ilmek işleyerek güveç ve çömleklere dönüştürüyorlar. Açık alanda çalı çırpı ve odun ateşiyle pişirilen toprak kaplar, yemeklere eşsiz bir lezzet katıyor. Ancak bu geleneksel sanatın arkasında ağır bir kadın emeği yok. Çömlekçiliğin en büyük tehlikesi ise çırak yetişmemesi. Gençlerin iş bulma umuduyla büyükşehirlere göç etmesi, mahalledeki yaş ortalamasını yükseltiyor ve evlerin avlularında tüten çömlek ocaklarının sönmesine neden oluyor. Eskiden her evin bahçesinde yapılan çömlek üretimi, bugün sadece bu mesleğe ömrünü adamış birkaç usta kadının omuzlarında yükseliyor.
Geleneksel yöntemleri yaşatmaya çalışan son temsilciler, bu mirasın kendi nesilleriyle birlikte yok olmasından endişe duyuyor. Yetkililerden ve sanatseverlerden bu kültürel mirasa sahip çıkılmasını bekliyorlar. 30 yılı aşkın süredir çömlek üreten Aynur Aydoğan, 120 TL’ye sattıkları çömlekler için 200 TL’lik emek harcadıklarını belirterek, "Keyfim olursa çok fazla üretiyorum. Ama çok fazla emeği var. Önce çamur hamurunu yoğuruyoruz, toprağını kırıyoruz. Sonra çömlekleri hazırlayıp pişiriyoruz. Her işin bir maliyeti var. Çömlekleri 120 TL’ye satıyoruz ama bu bizi kurtarmıyor," dedi.
72 yaşındaki Arife Aydoğan ise 18 yaşından beri çömlekçilik yaptığını, ancak yaşlandığını ve artık pek fazla çömlek üretemediğini ifade ederek, "Eskisi kadar üretemiyorum. Gençler de hep şehre göç etti. Biz de bıraktıktan sonra bu işi yapan kalmayacak," diye konuştu.