Mardin'in Kızıltepe ilçesine bağlı kırsal Ayaz Mahallesi'nde 25 Temmuz 2024 tarihinde meydana gelen olay, iki akraba ailenin arazi anlaşmazlığı nedeniyle silahlı çatışmaya dönüşmesiyle gerçekleşti. Taraflar, yanlarında bulundurdukları tabanca ve uzun namlulu tüfeklerle birbirlerine ateş açtı. Çatışma sonucunda Hacı Şakir Aslan ve Arslan Aslan olay yerinde yaşamını yitirirken, N.A. ise yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan otopsi sonrası cenazeler, kırsal Yüceli Mahallesi'nde defnedildi. Olayla ilgili toplamda 27 kişi gözaltına alındı. Önceden tutuklanan 21 şüpheliden 14'ü serbest bırakılırken, 7 şüphelinin tutukluluk durumu devam ediyor.
Ailenin avukatı Gurbet Bilbay, müvekkillerinin olaydan iki gün önce jandarmaya başvurarak arazilerine gitmek istediklerini bildirdiklerini ifade etti. Bilbay, "Müvekkillerim iki gün önce jandarmaya bir evrak sunarak, kendi arazilerine girmek istediklerini belirtiyorlar. Jandarma, karşı tarafı çağırırken, müvekkillerim tehdit ediliyor. 'Bunlar geldiği an ölecekler' deniliyor, ama bu durum için hiçbir önlem alınmıyor" şeklinde konuştu.
Bilbay, olaydan iki gün sonra müvekkillerinin kadın ve çocuklarla birlikte araziye gittiklerini vurgulayarak, "Beş farklı noktadan 32 dakikalık tek taraflı bir çatışma başlıyor. Sonuç olarak iki kişi ölüyor, iki kişi yaralanıyor" dedi.
Davada şu ana kadar yaklaşık 11 duruşma gerçekleştirildiğini aktaran Bilbay, her duruşmada bazı tahliyelerin yaşandığını belirtti. Dosyada ciddi eksiklikler olduğunu savunan Bilbay, "Burada çok ciddi olaylar yaşandı. Keşif yapılmıyor ve ölçüm alınmadan dosya ilerliyor. En önemli tanık olan jandarma personeli, tayinleri çıktığı gerekçesiyle dinlenmiyor" ifadelerini kullandı.
Bilbay, iddianamenin gizli tanık beyanı üzerinden hazırlandığını belirterek, tanığın ifadeleriyle ilgili sürecin soru işaretleri barındırdığını dile getirdi. Gizli tanık bilgilerinin yalnızca mahkeme heyetinde olması gerektiğini ifade eden Bilbay, "Gizli tanık bilgileri sadece hakim tarafından bilinmelidir. Bu bilgilere nasıl ulaşıldı? Hangi zaman diliminde tehdit edildi ve gizli tanık beyanını ne zaman değiştirdi?" şeklinde sorular yöneltti.
Ailenin avukatı Gurbet Bilbay, davada keşif yapılmadığını belirterek, "Dosyada ciddi eksiklikler bulunmakta. Bazı kişiler tahliye oluyor ve 'babalar tahliye oldu' şeklinde paylaşımlar yapılıyor. Lütfen bize ses olun" dedi.
Olayın yaşandığı arazinin tapulu olduğunu vurgulayan Bilbay, "Müvekkillerimin resmi tapulu bir arazisi var. Burayı temizlemek ve ekmek istiyorlar. Bunun için devletten izin alıyorlar. Ancak, 'Biz tehdit ediliyoruz, burada özgür bir şekilde çalışmak istiyoruz' diyorlar. Jandarma karşı tarafı çağırıyor ve müvekkillerim kadın ve çocuklarla birlikte oraya gitmek zorunda kalıyor. Amaçları saldırmak değil, sadece çalışmak. Çok kısa bir süre geçmeden jandarma olay yerine geldiğinde çatışma sesleri başlıyor. Beş farklı noktadan saldırıya uğruyorlar ve müvekkillerimin elinde sadece kürekler var" diye konuştu.
Mahkeme sürecine de değinen Bilbay, hakimin reddi taleplerinin kabul edilmediğini belirtti. Bilbay, "Müvekkillerim çaresiz durumda. Tek talepleri adaletin yerini bulması. Kan davası istemiyorlar; sadece adaletli bir yargılama talep ediyorlar. Kişilerin ellerinde svap izleri çıkıyor, ancak hepsi 'Ben köpeğe ateş ettim' diyor. Köpek öldürmenin de bir cezası yok mu? O kadar insan ölüyor, bu kadar insana ateş ediliyor. Acaba amaçları köpeğe ateş etmek miydi?" ifadelerini kullandı.
