Mersin, Doğu Akdeniz'e 321 kilometre kıyısı olan bir şehir olarak, son günlerde denizanası yoğunluğunun gözle görülür şekilde arttığına tanıklık ediyor. Kıyıya vuran denizanalarının, bölgede etkili olan fırtınaların da etkisiyle sahillere taşındığı değerlendiriliyor. Özellikle Kızıldeniz kökenli türlerin de yer aldığı denizanalarının kıyı boyunca geniş bir alana yayıldığı gözlemlendi.
Ekosistem Değişikliklerinin Göstergesi
Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, denizanası yoğunluğunun arkasında ekosistem kaynaklı sebeplerin bulunduğunu ifade etti. Ayas, "Fırtınalar ve akıntılar, denizanalarının kıyıya vurmasına neden olarak denizlerimizde büyük bir biyokütle oluştuğunu gösteriyor. Bu artışın temelinde, özellikle Kızıldeniz’den gelen göçmen bir tür olan Rhopilema nomadica yer alıyor. Aşırı balıkçılık faaliyetleri sonucunda planktonlarla beslenen pelajik balıkların azalması, denizanalarının popülasyonlarını hızla artırmasına yol açtı. Bu durum, deniz biyologları açısından bir tehdit olarak algılansa da, üzerinde ciddiyetle durulması gereken ekolojik bir göstergedir" diye konuştu.
İklim Değişikliği ve İnsan Baskısı
Denizanası popülasyonundaki artışın birden fazla sebebi olduğunu belirten Prof. Dr. Ayas, "Aşırı balıkçılık nedeniyle planktonla beslenen balık stoklarının azalması, denizanalarına avantaj sunuyor. Ayrıca, artan deniz suyu sıcaklıkları ve kirlilik de bu organizmaların çoğalmasını destekliyor. Bu tablo, iklim değişikliği ve insan baskısının birleşik etkisidir" ifadelerini kullandı.
Temas Durumunda Dikkat Edilmesi Gerekenler
Denizanalarına karşı özellikle risk grubundaki bireyler için önemli uyarılarda bulunan Ayas, temasın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı. "Özellikle çocuklar ve bağışıklık sistemi baskılanmış yaşlı bireylerin, denizanalarının bulunduğu bölgelerde denize girmemelerini tavsiye ediyoruz. Sadece denizanasının kendisi değil, yakıcı tentakülleri de kişilere zarar verebilir. Ölmüş olsalar dahi bu canlılara dokunulmamalıdır, çünkü yakıcı hücreler aktif kalabilmektedir. Temas durumunda bölge derhal deniz suyuyla yıkanmalı, tatlı su kullanılmamalıdır. Amonyak gibi maddelerle müdahale edilebilse de, en son yapılması gereken şey bir sağlık kuruluşuna veya hastaneye başvurmaktır" şeklinde konuştu.
