Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü" etkinlikleri kapsamında bulunduğu ABD'de, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Daimi Temsilcilerine Türkiye'nin COP31 Zirvesi'ne ev sahipliği ve başkanlık süreci hakkında bilgi verdi. 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirilecek zirve öncesinde yapılan toplantıda, zirvenin kapsamı, hedefleri ve hazırlık sürecine dair detaylar paylaşıldı. Yüzden fazla temsilciye hitap eden Bakan Kurum, küresel ölçekte artan krizler ve iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekerek, COP31'in yalnızca bir zirve olmadığını, aynı zamanda somut sonuçların elde edileceği bir dönüm noktası olacağını vurguladı.
Dünya Değişiyor, Riskler Artıyor
Bakan Kurum, konuşmasında, "Birleşmiş Milletler çatısı altında, COP31 Başkanı olarak sizlere hitap etmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu önemli buluşmaya katılan sizleri, ülkelerinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bugün burada, dünya geleceğine yön verecek ve insani sorumluluklarımızı yerine getirecek bir zirveye hazırlanıyoruz. Dünya değişiyor, küresel gerçekler yeniden şekilleniyor. İçinde bulunduğumuz dönem; jeopolitik kırılmaların arttığı, belirsizliklerin derinleştiği, risklerin çoğaldığı bir zaman dilimi. Ortadoğu'daki gerginlikler ve Hürmüz Boğazı'ndaki riskler enerji ve su güvenliğini tehdit ediyor. Ukrayna-Rusya çatışması devam ediyor ve bu durum bölgesel güvenlik ile enerji akışlarını olumsuz etkiliyor. Küresel çapta süregelen kuraklık, su stresi ve aşırı hava olayları artış gösteriyor; iklim krizinin olumsuz etkileri siyasi, ekonomik ve kültürel dönüşümlere yol açıyor. Türkiye, bu zorlu tabloya karşı barış ve huzuru sağlamaya yönelik yapıcı bir diplomasi yürütüyor. Dünya, sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmak istiyorsa, bu ancak tüm ülkelerin eşit haklara sahip olduğu bir dünya düzeni ile mümkün olabilir" ifadelerini kullandı.
İklim Krizi Ekonomik ve Güvenlik Sorunu
Kurum, iklim krizi ile ilgili ekonomik ve güvenlik boyutlarına da vurgu yaparak, "COP31 vizyonumuz, daha adil bir dünya için taahhütleri hayata geçirmek, güveni inşa etmek ve somut sonuçlar elde etmektir. İklim meselesi yalnızca çevresel bir konu değil; aynı zamanda insanlığın geleceğiyle de doğrudan ilişkilidir. Kuraklığın küresel maliyeti yıllık 300 milyar doların üzerinde. Dünya nüfusunun yarısı, yılın en az bir ayında su kıtlığı yaşıyor. Elektrik ihtiyacının 2035 yılına kadar yüzde 40 ila 50 oranında artması bekleniyor. Küresel iklim finansmanı ihtiyacı ise yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde. Bugün ulaşılabilen finansman miktarı ise yalnızca 1,9 trilyon dolar. Bu fark, iklimle ilgili mücadele hızlanmazsa maliyetlerin katlanarak büyüyeceğini gösteriyor. Bugün iklime uyum için harcadığımız 1 dolar, yaşanan herhangi bir afetin sonunda harcanacak 10 dolardan bizi kurtarıyor. Bu nedenle COP31'i yeni taahhütlerin dile getirildiği bir platform olarak görmüyoruz; bizim için bu zirve, küresel bir dönüm noktasıdır" dedi.
Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon İlkeleri
Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı yaklaşımının temel ilkelerini de açıkladı. "Krizlerde üstlendiğimiz yapıcı rol, insani meselelerdeki etkinliğimiz ve çözüm odaklı diplomasi anlayışımızla hem masada hem de sahadayız. COP31 Başkanlığı yaklaşımımız üç temel ilkeye dayanıyor: Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Diyalogla insanlığın güvenini yeniden tesis edecek, uzlaşı ile ortak sorunlara ortak çözümler bulacağız. Aksiyonla, alınan kararları sahaya indirgeyip hızlı bir şekilde uygulamaya geçireceğiz. Halklarımızın bu beklentisini karşılamak zorundayız. Çok taraflı sistemde güveni yeniden tesis etmek, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında samimi işbirliğini güçlendirmek önemlidir. COP31 Başkanlığı olarak, finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi kritik başlıkları zirvenin merkezine alacağız. Çünkü finansman yoksa dönüşüm olmaz, teknoloji yoksa hızlanma olmaz, kapasite yoksa sürdürülebilirlik sağlanamaz" şeklinde konuştu.
Sıfır Atık ve Somut Hedefler
Kurum, zirvenin somut adımlar üzerine inşa edileceğini belirterek, "COP31 gündemimiz, somut ve ölçülebilir adımlar atmak olacak. Atık yönetimi alanında emisyonları azaltacak, döngüsel ekonomiyi güçlendireceğiz. Temiz enerjiye erişimi olmayan 730 milyon insan için çözüm üretmeye katkı sağlayacağız. İklim dirençli şehirleri yaygınlaştıracağız. Su, tarım ve gıda güvenliği alanlarında uyum politikalarını güçlendireceğiz. Biyolojik çeşitliliği koruyan ve karbon yutak alanlarını artıran adımlar atacağız. Gençlerimizi, iklim kriziyle mücadelenin merkezine taşıyacağız. Taahhüt niyet beyanı; uygulama ise güvendir. COP31 Başkanlığı, bu güveni inşa etmeye taliptir. Türkiye, bu süreci sonuç üreten bir zemine taşımakta kararlıdır" dedi.
Antalya, On Binlerce İklim Gönüllüsünü Ağırlamaya Hazır
Bakan Kurum, uluslararası iş birliklerine de değinerek, "İklim değişikliği ile mücadele etmek ve açık olan fırsat penceresini kullanabilmek çok değerlidir. COP30’da başlayan Paris Anlaşması’nın uygulama döngüsünü sahaya taşımak üzere güçlü bir işbirliğine imza attık. Türkiye ve Avustralya iş birliği modeli, güçlü sonuçlar elde etme vizyonu üzerine kurulmuştur. Antalya Deklarasyonu’nun hazırlığı içerisindeyiz. 11-12 Kasım tarihlerinde yapılacak liderler zirvesiyle COP31’i geleceğe taşımak adına yüksek bir irade gösteriyoruz. Dünya turizminin gözde şehirlerinden Antalya, on binlerce iklim gönüllüsünü misafir etmeye hazırdır" ifadelerini kullandı.
Ya Doğayı Koruyacağız Ya da Yok Olacağız
Kurum, konuşmasının sonunda küresel bir çağrıda bulunarak, "Değerli dostlarım, tüm insanlığa bir çağrım var. Bu çağrı, küresel bir öz dönüş çağrısıdır. İklim krizine karşı niyetlerimizi, yüreklerimizi ve ellerimizi birleştirmeliyiz. Bir tercih yapacağız: Ya doğayı koruyacak bir emanet bilen özümüze döneceğiz ya da yok ettiğimiz dünya ile birlikte yok olacağız. COP31 Başkanlığı olarak biz tercihimizi yaptık. Sizlerin desteğiyle, tüm insanlık için harekete geçiyoruz. COP31’deki güçlü liderliğimizle yeniden güveni, işbirliğini, kardeşliği ve aksiyonu hakim kılacağız" dedi.
BM Genel Sekreteri İklim Eylemi Özel Danışmanı Selwin Hart, Türkiye'nin COP31 Başkanlık sürecinden övgüyle bahsederek, "Türkiye çok muazzam bir liderlik sergiliyor. Küresel iklim krizine gösterdikleri liderlik inanılmaz" dedi.
Brezilya ve Fransa başta olmak üzere programda söz alan ülke temsilcileri Türkiye’ye desteklerini iletip, sürecin takvimine uygun ilerlemesi için teşekkürlerini sundu.
