Muş’un Hasköy ilçesinde yaz aylarının gelmesiyle birlikte besiciler, sürülerini 2 bin rakıma sahip yaylalara yönlendiriyor. Burada elde edilen sütün kalitesinin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başlayan yayla mesaisinde, kadınlar, erkekler, gençler ve çocuklar bir araya gelerek üretim sürecinde aktif rol alıyorlar. Günün büyük bir kısmını koyun ve inek sağımı, sürü bakımı ve peynir yapımı ile geçiren yaylacılar, zorlu yaşam şartlarına rağmen doğayla iç içe olmanın mutluluğunu yaşıyorlar.
Yaylada yaşayan aileler, geçici barınaklarda konaklayarak yaz boyunca üretimlerini sürdürüyor. Altı çocuk annesi Çiçek Arslan, yayla hayatının yorucu ancak bereketli olduğunu ifade ederek, "Üretim devam ediyor. Koyunlarımız ve ineklerimizle buradayız. İşimizle meşgulüz; inek ve koyun sağıyoruz" şeklinde konuştu.
Yaklaşık 30 yıldır hayvancılıkla uğraşan 70 yaşındaki Verde Mayda ise bu yıl sürüsünde bazı kayıplar yaşadıklarını belirterek, "Koyunlarım hasta oldu, bir kısmı telef oldu. Geçen gün de tilki ağıla girip iki koyunumu yedi. İşimiz zor ama yine de devam ediyoruz" dedi.
Okulların kapanmasının ardından ailesiyle yaylaya gelen 5’inci sınıf öğrencisi Nazar Mengi, yaz tatilini doğayla iç içe geçirdiğini vurgulayarak, "Havalar ısınınca buraya geliyoruz. Yaklaşık bir ay kalıyoruz, soğuklar başlayınca geri dönüyoruz. Yaylayı çok seviyorum, burada hayvanlarla vakit geçiriyorum" dedi.
26 yıldır çobanlık yapan Haşim Bozkurt, yaylalardaki doğal bitki örtüsünün süt ürünlerinin kalitesini artırdığını belirtti. "Sürümüzde bazen bin 800 koyun oluyor. Dağlarda her türlü doğal ot var ve bu otlar sayesinde peynir, yoğurt ve tereyağının lezzeti artıyor" diyerek yayla yaşamının zorluklarına rağmen bu işi severek yaptığını ifade etti.
Yüksek rakımlı yaylalarda, üretimden vazgeçmeyen besiciler, geleneksel yaylacılık kültürünü yaşatırken bölge ekonomisine de katkı sağlıyor. Meralarda otlayan hayvanlardan elde edilen süt, Muş’un meşhur peynir ve süt ürünlerinin temel hammaddesini oluşturuyor.