Prof. Dr. Tuğba Songül Tat, immün yetmezliklerin, doğuştan kaynaklanan primer immün yetmezlikler ile sonradan gelişen sekonder immün yetmezlikler olarak iki grupta incelendiğini ifade etti. Sekonder immün yetmezliklerin başlıca nedenleri arasında yetersiz beslenme, HIV enfeksiyonu, kanser, kemoterapi ve immünsüpresif ilaç kullanımı yer alıyor. Bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı koruyucu işlevini yerine getirememesi ile karakterize olan bu hastalık grubu, erken tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilmektedir.
Sık Enfeksiyonların Önemi
Klinik pratikte, sık ve tekrarlayan sinüzit, zatürre ve kulak iltihabı atakları, immün yetmezlik açısından ileri değerlendirme gerektiren uyarı işaretleri olarak kabul ediliyor. Ayrıca, enfeksiyonların beklenenden uzun sürmesi ve tedaviye direnç göstermesi, hastaneye yatış gerekliliği ya da ağızdan antibiyotik tedavisine yetersiz yanıt alınması gibi durumlar da dikkate alınmalıdır. Uzamış ishal ve çocukluk döneminde büyüme-gerileme gibi belirtiler de önemli işaretler arasında yer alıyor.
Erken Tanı ve Takip
Prof. Dr. Tat, immün yetmezlik hastalıklarında erken teşhis ve bireyselleştirilmiş tedavi planlarının hastalık kontrolünde kritik bir rol oynadığını belirtti. Sık enfeksiyon geçiren bireylerin, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini vurguladı. Dr. Tat, "İmmün yetmezliği olan bireylerde tanı konulup uygun tedavi başlanmadığı takdirde, tekrarlayan enfeksiyonlar ve organ hasarına bağlı geri dönüşümsüz komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle, hastaların alerji ve immünoloji uzmanları tarafından düzenli olarak izlenmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
