Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Kliniği'nden Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, bel ağrısının ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini ifade etti. Özellikle sabahları tutukluk hissi veren ve hareketle azalabilen bel ağrılarının, romatolojik bir hastalığın belirtisi olabileceğini söyledi. Ankilozan spondilitin, omurga ve leğen kemiği eklemlerini etkileyen bir romatizmal hastalık olduğunu belirten Zahiroğlu, bu tür ağrıların genellikle bel fıtığı veya kas tutulması ile karıştırıldığını vurguladı. Erken tanının önemine dikkat çeken uzman, hastalığın tanınmaması durumunda omurga hareket kısıtlılığına ve yaşam kalitesinin düşmesine yol açabileceğini belirtti.
Ağrının Belirtileri
Dr. Zahiroğlu, her bel ağrısının ankilozan spondilit anlamına gelmeyeceğini, ancak belirli özelliklerin uyarıcı olabileceğini söyledi. Özellikle 40 yaşından önce başlayan, 3 aydan uzun süren ve sabah tutukluğu ile birlikte olan bel ağrılarının dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, gece uyandıran bel veya kalça ağrısının iltihaplı bel ağrısına işaret edebileceğini belirtti. ASAS kriterleri doğrultusunda, egzersizle düzelme, gece ağrısı, sinsi başlangıç gibi özelliklerin önemli olduğunu aktardı. Bu tür ağrılarla birlikte bazen topuk ağrısı, diz veya ayak bileği şişliği gibi ek belirtiler de görülebiliyor. Ankilozan spondilitin yalnızca omurgayı etkilemediğini, gözde üveit, bağırsak iltihabı gibi durumlarla da ilişkilendirilebileceğini ifade etti.
Erken Tanı ve Tedavi Yöntemleri
Uzman, 3 aydan uzun süren bel ağrılarına karşı dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, tanıda en önemli adımın hastanın öyküsünü dikkatle dinlemek olduğunu belirtti. Muayene, kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını ifade etti. Özellikle erken dönemde röntgenin normal çıkabileceğini, bu nedenle sakroiliak eklem MR’ının tanıda önemli bir rol oynadığını belirtti. Günümüzde etkili tedavi seçeneklerinin mevcut olduğunu, tedavi planının düzenli egzersiz, duruş eğitimi, sigara bırakma gibi yöntemler içerdiğini anlattı. Ağrı kesici ve antiinflamatuvar ilaçların yanı sıra, uygun hastalar için biyolojik tedavilerin de kullanılabileceğini ifade etti. Erken tanı ile hem ağrının kontrol altına alınabileceğini hem de omurgada kalıcı hasarın önüne geçilebileceğini söyledi. Genç yaşta başlayan bel ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini ve bu tür durumlarda bir romatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini hatırlattı.
