Verem hastalığı, günümüzde hâlâ ölümcül olabilen bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Uzm. Dr. Dikmen, aktif verem hastalarının evlenmelerinin yasak olduğunu vurgulayarak, "Veremin bulaşma yolları arasında yetersiz beslenme ve zor yaşam koşulları bulunmaktadır. Ortak yaşam alanları, verem bakterisinin yayılmasına zemin hazırlar" dedi.
Verem, her yaş grubunda görülebilen ve yaşam şartlarıyla doğrudan ilişkili bir hastalıktır. Özellikle uygun havalandırması olmayan yerlerde bir hasta, çevresindeki kişilere hastalığı bulaştırabilir. Öksürük ve aksırık gibi yollarla mikrobu soluyan kişilerde hastalık gelişebilir. Bu nedenle, veremden korunmak için uygun yaşam koşullarının sağlanması büyük önem taşımaktadır. Tedavi sürecinde hastaların tedaviye mutlaka devam etmeleri gerektiğini vurgulayan Dikmen, "Tedavilerin uzun sürmesi geçmişte sık rastlanan bir durumdu, fakat günümüzde genellikle 6 aylık bir tedavi süreci ile sonuç alabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
Bunun yanı sıra, basili yayan bir kişinin tedavi sürecinde belirli bir süre evden çıkmaması gerektiği, ancak tedavi sonrası 1-2 ay içinde hastanın virüs yayma durumunun negatif hale gelebileceği belirtildi. Aktif basili yayan kişilerin evlilik yasağı, frengi hastalığı için de geçerlidir. Tedavi tamamlandıktan sonra bu bireylerin normal bir şekilde evlenebileceği ifade edildi.
Dikmen, "Öksürükle birlikte gelen kanlı balgam, tüberkülozun en önemli belirtilerinden biridir. Basil müspet testleri ile balgam incelemesi yaparak hastalığın tanısını koyabiliyoruz. Kanlı balgam, sadece verem belirtisi değil, aynı zamanda malign hastalıklar veya kanser gibi ciddi durumların da göstergesi olabilir" dedi. Bu tür durumların basit testlerle hızlıca tespit edilebileceğini belirten uzman, erken tanının hayati önem taşıdığını vurguladı.