ABD Başkanı Donald Trump, ABD merkezli Axios haber sitesine verdiği röportajda, İran savaşıyla ilgili görüşlerini paylaştı. "Bu savaş size gücünüzün sınırları hakkında ne öğretti?" sorusuna Trump, "Henüz bundan bir ders çıkarmadım. Sınırlar olduğunu biliyorum ama sınır yok" yanıtını vererek, İran'ın askeri olarak tamamen yenilgiye uğratıldığını öne sürdü. Trump, imzalanan mutabakatın "şartsız teslimiyet anlamına geldiğini" savunarak, ABD’nin askeri gücünü gösterdiğini iddia etti. "Böyle bir ablukayı başka kim uygulayabilirdi? Bir deniz ablukası kurdum ve tek bir gemi bile geçemedi. Bazıları denedi ama uzun sürmedi" şeklinde konuştu.
Trump, "Peki bu bize ne kazandıracaktı?" sorusuyla devam etti. İran ile anlaşmaya varılmaması durumunda ortaya çıkabilecek ekonomik sonuçların ciddi boyutlara ulaşabileceğini de kabul etti. İran’a karşı daha sert davranılması gerektiğini savunanların eleştirilerine yanıt veren Trump, "Daha sert olmanın tek yolu iki ya da üç hafta daha devam edip, onları yoğun şekilde bombalamak olurdu. Peki bu bize ne kazandıracaktı? Hürmüz Boğazı açık kalmayacaktı" ifadelerini kullandı.
Çatışmaların sürmesi halinde petrol akışının durabileceğini vurgulayan Trump, "Aylarca petrol alamazdık. Bombalar düşerken o boğaz otomatik olarak kapanır. Bu tür bir durum dünya çapında bir ekonomik bunalıma yol açabilir" şeklinde konuştu. "Ben olmasaydım bugün İsrail diye bir devlet olmazdı" diyen Trump, Netanyahu ile ilişkilerinin "iyi" olduğunu, ancak Netanyahu'nun biraz aklını başına alması gerektiğini dile getirdi.
İsrail’in Lübnan’a saldırmasını engelleyip engelleyemeyeceği sorusuna Trump, "Evet. Bana büyük saygı duyuyorlar ve ne dersem onu yapıyorlar" şeklinde cevap verdi. İran ile varılan anlaşmaya tepki gösteren Cumhuriyetçileri de eleştiren Trump, "Eskiden saygı duyduğum bazı insanlara artık saygı duymuyorum. Onlar aşırı sertlik yanlıları" ifadelerini kullandı.
İran ile varılan anlaşmanın savaş öncesindeki taleplerinin gerisinde kaldığı yönündeki bir soru üzerine Trump, İran'ın sonuçta "şartsız teslim olduğunu" ve bunun aynı zamanda bir "rejim değişikliği" anlamına geldiğini savundu. ABD’deki "Büyük Buhran" ile özdeşleşen ABD’nin 31’inci Başkanı Herbert Hoover’ı hatırlatan Trump, "Başkan olarak birincil arzum asla Herbert Hoover gibi olmamak" dedi.