Van Gölü, 3 bin 712 kilometrekarelik alanı ile Türkiye'nin ve dünyanın en büyük tuzlu ve sodalı gölü olarak öne çıkıyor. Nemrut Dağı'nın patlaması sonucu oluşan volkanik bir set gölü olan Van Gölü, 451 metre derinliğe sahipken, ortalama derinliği 171 metre olarak ölçülüyor. Göl, 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen 4 adası ile tarihi ve turistik bir değere de sahip.
Van Gölü'nde Yaşayan Balık Türleri
Van Gölü'nde iki tür balık yaşamaktadır: inci kefali ve 2018 yılında tespit edilen siyah benekli küçük mercan balığı. Bu balık türünün araştırmaları sürmektedir. İnci kefali, bölge ekonomisine önemli katkılar sağlarken, üreme dönemlerinde tatlı sulara göç ederek yumurtalarını bıraktıkları için her yıl 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında av yasağı uygulanmaktadır. Yaklaşık 20 bin kişi bu balık sayesinde geçimini sağlamaktadır.
Göl Altında Devasa Bir Ekosistem
Dr. Mustafa Akkuş, Van Gölü'nün yüzeyinin sakin görünse de altında büyük bir ekosistem bulunduğunu belirtiyor. Göl, gün boyunca fotosentez yaparak besin üretmektedir. Bu süreç, göldeki mikroskopik canlıların beslenmesine olanak tanımaktadır. Göl sularındaki klorofil-a yoğunluğu, gölün sağlığını gösteren önemli bir veri olarak değerlendirilmektedir. Akıntılar sayesinde göl, sürekli olarak canlı kalmaktadır.
Kirlilik ve Ekosistem Dengesizliği
Gölün kirliliğine dikkat çeken Dr. Akkuş, besin yüklerinin belirli bir seviyede kalması gerektiğini ifade ediyor. Bu seviyenin aşılması durumunda gölün geleceği tehlikeye girebilir. Van Gölü, kendi kendini yenileyen bir ekosistemdir ve hareketli su döngüsü sayesinde sağlıklı kalmaktadır. Bu durum, göldeki yaşamın devamlılığını sağlamaktadır.
Gölün Gizli Yaşamı
Dr. Akkuş, Van Gölü'nün dışarıdan sakin görünse de içinde büyük bir biyolojik aktivite barındırdığını vurguluyor. Göl, sürekli olarak besin üreterek ve canlılara zemin hazırlayarak yaşamaktadır. Bu durum, gölün korunması gereken bir canlı organizma olduğunu gösteriyor. Gölün sağlığını korumak, ekosistem dengesini sağlamak için önemli bir görevdir.
