ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile devam eden müzakerelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran yönetiminin mevcut durumda dağılmış olduğunu ve zaman kazanmaya çalıştığını savunan Rubio, "İran'ın içinde bulunduğu durumdan çıkma konusunda ciddiler. Ülkenin zaten birçok sorunu vardı ve birkaç ay önce ekonomik nedenlerden kaynaklı ayaklanmalar başladı. Bu çatışma başlamadan önce İran'da mevcut olan tüm problemler hala var, hatta çoğu daha da kötüleşmiş durumda," diye belirtti.
Rubio, İran'daki enflasyonun kötüleştiğini, kuraklığın devam ettiğini ve hükümetin maaş ödemekte zorlandığını ifade etti. İran, dünya genelinde en ağır ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Rubio, anlaşma olmaması durumunda atılacak adımların ise Başkan'ın kararına bağlı olduğunu söyledi. "Burada herkese İran'a yönelik yaptırımların olağanüstü düzeyde olduğunu hatırlatmak isterim. İran'a olağanüstü bir baskı uygulanıyor ve bu baskı daha da artırılabilir," dedi. Ayrıca, bu çatışmanın ardından dünya genelinin İran'ın oluşturduğu tehdidin farkına varmasını umduğunu dile getirdi.
Rubio, "Nükleer silah elde ettiklerinde dünyaya ne yapmak istediklerini biliyoruz. Şu anda petrol üzerinden yaptıkları gibi istediklerini yapabilmek için dünyayı rehin almak istiyorlar. Bu kabul edilemez," şeklinde konuştu. İran ile anlaşmanın önündeki en büyük engelin, ülkenin radikal Şii din adamları tarafından yönetilmesi olduğunu belirten Rubio, "Aralarında derin bir bölünmüşlük var. Bunun her zaman böyle olduğunu düşünüyorum ancak şu anda çok daha belirgin," dedi.
Rubio, İran'da ideolojiye dayalı yönetim ile ekonomiyi yönetme gerekliliği arasında bir gerilim olduğunu ve bu grubun sertlik yanlısı olduğunu ifade etti. "Ne yazık ki sertlik yanlıları ülkede nihai güce sahip. Bu gerilim her zaman vardı ancak şimdi daha belirgin," şeklinde konuştu. Ayrıca, "Hala güvenilirliği test edilmemiş bir dini liderin olması, erişiminin belirsiz olması, kamuoyunda görünmemesi, konuşmaması ve sesinin duyulmaması da sistemde ek bir gerilim oluşturuyor," dedi.
Rubio, müzakerecilerin yalnızca İranlılarla değil, aynı zamanda kendi içlerinde de neyi kabul edebilecekleri ve neyi teklif edebilecekleri üzerinde müzakere yapmaları gerektiğini ifade etti. "İranlılar, kiminle görüşmeye hazır olduklarını belirlemek için diğer İranlılarla da müzakere etmek zorunda kalıyorlar," dedi.
