İzmir'de yılın başında etkili olan yağışlar, barajların su seviyesini hızla yükseltti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan verilere göre, ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram, şubatta 300,3 kilogram ve gayriresmi verilere göre mart ayında 74 kilogram yağış düştü. Yılın ilk üç ayında toplam yağış miktarı 598 kilograma ulaştı. Şehir merkezinde 2025 yılı itibarıyla metrekareye toplam 432,1 kilogram yağış düşerken, bu yıl yalnızca ilk çeyrekte geçen yılın toplamını geride bıraktı. Bu dönemdeki yağışların etkisiyle, kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı'nın su seviyesi hızla toparlandı. Geçtiğimiz yılın sonunda doluluk oranı yüzde 0,13'e kadar gerileyen Tahtalı Barajı, bu yıl doluluk oranını yüzde 52,30'a çıkarmayı başardı.
Gördes ve Diğer Barajlarda Doluluk Arttı
Yılın ilk çeyreğindeki yağışlar, kentteki diğer barajların doluluk oranlarını da artırdı. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi verilerine göre, geçtiğimiz yılın sonu ve ocak ayı başlarında doluluk oranı yüzde 0,42'ye kadar gerileyen Gördes Barajı'nda su seviyesi şu an yüzde 39,57 seviyesine çıktı. Balçova ve Ürkmez barajlarında doluluk oranları yüzde 100 seviyelerine yaklaşırken, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı'nda doluluk oranı yüzde 82,38 olarak belirlendi. Geçen yıla kıyasla ilk çeyrek itibarıyla İzmir'deki tüm barajlarda önemli bir artış gözlemlendi.
Önümüzdeki Yıllar İçin İyimser Beklentiler
Kuraklık yıllarının ardından gelen yağışların, önümüzdeki on yıl boyunca ortalamanın üzerinde olacağına dikkat çeken Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Kurak yılları genellikle çok yağışlı yıllar takip eder. 2024-2025 döneminde kuraklık yaşandıktan sonra 2026 yılı itibarıyla bol yağışlı bir dönem bekleniyor. Son 80 yılın en yoğun yağış dönemini yaşıyoruz. 4 Nisan itibarıyla nisan ortalamalarını geçtik, olağanüstü bir yağış durumu var. Tüm topraklar suya doydu ve barajlar dolmaya başladı. Önümüzdeki on yılın yedi sekiz yılı, su açısından ortalamanın üzerinde olacak. Bu nedenle barajlarda su sorunu kalmayacak ancak 2036'dan sonra bu barajlar yine boşalacaktır. Bu nedenle, yeraltı barajları yapma gerekliliği önem kazanmaktadır. Türkiye’de kişi başı su potansiyeli 1300 metreküpken, İzmir’de bu oran 600 metreküp seviyesindedir. Yaklaşık 12-13 yıldır gündemde olan ve henüz yapılmamış olan Düvertepe Barajı gibi projelere ağırlık verilmesi gerekmektedir." şeklinde konuştu.
Suyu Bilimsel Olarak Kullanmalıyız
Arıtma tesislerinden çıkan suyun tarımda değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yaşar, "Yağışlar, henüz en üst akiferlere ulaşmadı; bu süreç zaman alacak. Ancak taban suları yükseldi ve İzmir’de binaların bodrumlarından su fışkırmaya başladı. Bu, son 80 yılın en olağanüstü yağışına bağlı bir durum. Su yönetimi açısından dikkatli ve bilimsel bir yaklaşım benimsemeliyiz. Arıtmadan çıkan suyu tarımda kullanmalıyız ve her alana bol miktarda baraj inşa etmeliyiz. Örneğin, Gördes Barajı'nın doluluk oranı yüzde 40'lara yaklaştı. Gördes, Tahtalı Barajı'ndan yüzde 50 daha büyük bir barajdır. Bu barajları dikkatli bir şekilde yönetir ve Çiğli Arıtma’dan çıkan suyu sisteme dahil edersek İzmir’in su sorunu kalmayacaktır." ifadelerini kullandı.
