Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, safra kesesi taşı durumunun toplumda sık görülen bir sindirim sistemi rahatsızlığı olduğunu ifade ederek, bu durumun genellikle tesadüfen tespit edildiğini belirtti. Ultrasonografinin yaygın kullanımı sayesinde birçok kişi, safra kesesinde taş olduğunu öğreniyor. Ancak, her hasta için ameliyat gerekip gerekmediği sorusu farklılık gösterebilir.
Çetinkünar, erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10-20’sinin safra kesesi taşı taşıdığını ve bu durumun kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görüldüğünü kaydetti. Safra kesesi taşı olan hastaların yaklaşık yüzde 70-80’inin hayatları boyunca hiç şikayet yaşamadan takip edilebileceğini vurguladı. Dolayısıyla, şikayeti olmayan hastalarda rutin cerrahi müdahale önerilmemektedir.
Komplikasyon Riskleri
Prof. Dr. Çetinkünar, safra kesesi taşlarının komplikasyon riski taşıdığını belirterek, asemptomatik hastalarda yıllık semptom gelişme riskinin yüzde 1-4 arasında olduğunu ifade etti. İlk beş yılda bu oran yüzde 10, 20 yıl içinde ise yaklaşık yüzde 20’ye çıkmaktadır. Ancak, tüm hastalarda komplikasyon gelişmeyebileceğini, fakat bazı hastalarda safra kesesi ağrısı, iltihap, safra yolu taşları ve pankreatit gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabileceğini açıkladı.
Pankreatit Tehlikesi
Safra kesesi taşlarının pankreas kanalını tıkaması durumunda pankreatit gelişebileceğini belirten Çetinkünar, bu durumun bazı hastalarda hayati risk oluşturabileceğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların yüzde 3 ila 7'sinde pankreatit gelişme riski bulunmaktadır. Şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma ile kendini gösteren pankreatit, ciddi bir sorun olarak dikkat çekmektedir.
Cerrahi Müdahale Gerekliliği
Tekrarlayan safra kesesi ağrısı, akut kolesistit, safra yolu taşları ve pankreatit gibi durumlarda cerrahi tedavinin önerildiğini ifade eden Çetinkünar, büyük taşların varlığı, safra kesesi polipleri ve duvarında kalsifikasyon gibi durumların ameliyat gerektirebileceğini belirtti. Şikayeti olmayan hastalar genellikle sorun yaşamasa da, tekrar eden ağrılar ve iltihap gibi durumların tedavi sürecini zorlaştırabileceği ifade edildi.
Kapalı Yöntemle Ameliyat
Günümüzde safra kesesi ameliyatlarının çoğunlukla kapalı yöntemle yapıldığını belirten Çetinkünar, bu yöntemin daha az ağrı, kısa hastanede kalma süresi ve hızlı iyileşme gibi avantajlar sağladığını vurguladı. Kapalı yöntemin, safra kesesi ameliyatlarında altın standart olarak kabul edildiğini de sözlerine ekledi.
