Ala, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İsrail Meclisi’nin işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhakına dönük girişimleri, uluslararası hukukun açık ihlali ve uluslararası toplumun bugüne dek tesis etmeye çalıştığı barış mimarisine yönelik açık bir meydan okumadır" ifadelerini kullandı.
İsrail'in Provokatif Hamleleri
Bu adımın Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe saymakla kalmadığını, aynı zamanda işgalin kalıcı hale getirilmesini amaçladığını vurgulayan Ala, "Gazze’de kırılgan bir ateşkesin ve diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde atılan bu provokatif hamleler, bölgesel barış perspektifini doğrudan sabote etmektedir" dedi.
Ala, Batı Şeria’nın ilhakına yönelik her türlü fiili girişimin, Filistin halkının meşru haklarını gasp etmekle kalmayıp, uluslararası hukukun evrensel ilkelerinin zorla değiştirilemeyeceği ilkelerini de yok saydığını belirtti. 1967 sınırları temelinde, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria topraklarının Filistin halkına ait olduğunu, sayısız uluslararası belgeyle kayıt altına alınmış bir gerçek olduğunu ifade etti. Ayrıca, İsrail’in bu statüyü değiştirme yönündeki her türlü fiili dayatmasının uluslararası hukuka göre yok hükmünde olduğunu söyledi.
Türkiye'nin Duruşu
Ala, Batı Şeria’da inşa edilen yerleşimler, genişletilen askeri kontrol alanları ve zorla gerçekleştirilen mülkiyet devralmalarının uluslararası hukuka muhalif uygulamalar olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin, Filistin halkının tarihsel ve hukuki temellere dayanan haklarını kararlılıkla savunmaya devam edeceğini vurguladı. Ayrıca, adil ve kalıcı barışın ancak 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi ve siyasi bütünlüğü sağlanmış, bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasıyla mümkün olabileceği inancının Türkiye’nin dış politikasının temel ilkesi olduğunu dile getirdi.
Ala, uluslararası toplumun bu hukuksuz girişim karşısında sessiz kalmaması gerektiğini belirterek, "İşgalin normalleştirilmesi yönündeki her türlü girişimi reddederek, Filistin halkının onurlu bir geleceğe sahip olma hakkını somut adımlarla desteklemelidir. Sessizlik hem işgali hem de adaletsizliği meşrulaştırır" dedi.