Ankara Mamak'ta 350 Koloni ile Kraliçe Ana Arı Yetiştiriliyor

Ankara'nın Mamak ilçesinde bin 200 endemik bitkinin ortasında kraliçe ana arı yetiştiren genç arıcı, 350 koloni ile çalışmalarını sürdürüyor.

Ankara Mamak'ta 350 Koloni ile Kraliçe Ana Arı Yetiştiriliyor
Ankara'nın Mamak ilçesinde bin 200 endemik bitkinin ortasında kraliçe ana arı yetiştiren genç arıcı, 350 koloni ile çalışmalarını sürdürüyor.

Ankara'nın Mamak ilçesine bağlı Kıbrıs Köyü Kanyonu'nda, 3 kuşaktır arıcılıkla ilgilenen Resul Gürleyik, dedelerinden miras kalan bu mesleği ticari bir boyuta taşımayı başardı. Genç arıcı, bu süreçte Ankara balını tüm Türkiye'ye ulaştırıyor. Kanyonun ortasında bin 200 çeşit endemik bitki türü bulunmakta ve burada kraliçe ana arı yetiştirerek yerli arıcılığın gelişmesine katkı sağlıyor. Gürleyik, kraliçe ana arı üretim sürecini ve püf noktalarını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine aktardı.

Kontrollü Üretim Süreci

Türkiye'de ana arı üretim aşaması, ıslah edilmiş arılarla çalışmanın sağladığı bir avantaj olduğuna dikkat çeken Gürleyik, "Eskiden ana arı üretiminde dedelerimiz oğul yöntemiyle arılarını çoğaltırlardı. O şekilde arı kendi kendini çoğaltarak hayatını sürdürebiliyordu. Biz bunu insanlık olarak biraz daha yapay şekle getirerek; ana üretiminde kovanımızı çoğaltacağımız zaman, satışı olsun her şekilde ana memeleriyle ıslah edilmiş arılardan transfer yaparak üretiyoruz. Daha kontrollü bir şekilde ana üretimi yapmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.

Ana Arının Doğma Süresi

Üretim sürecine baharın başlangıcıyla başladıklarını belirten Gürleyik, "Ana arıda polen akışı çok önemli. Polen akışı olmadığı zaman ana arı üretimi çok zor olur. En güzel ana arılar bahar mevsiminde oluyor. O yüzden bahar mevsiminde ve bal sezonunda en güzel seçim, kaliteli analar çıkıyor. Bir ana arının doğma süresi ilk günden itibaren 16 gündür. Genellikle 3-4 günlük larvalardan transferimizi gerçekleştiriyoruz. Bu transferler 10-12 günde çıkım sağlıyor" şeklinde konuştu.

Yeni Sezonda Yeni Irk

Gürleyik, geçen yıl hibrit ve ıslah edilmiş Belfast ırkı arılarla çalıştıklarını belirterek, bu sezon bu arıların bal üretiminde kullanılacağını söyledi. Gelecek sezonda ise ana vatanı ve sabit hattı bulunan Karniyol ırkına geçeceklerini ifade etti. Karniyol arılarının sakin yapısıyla öne çıktığını vurgulayan Gürleyik, bu arıların bal verimi ve bölge şartlarına uyum konusunda başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti.

Oğul Eğilimi Olmayan Arılar

Ana arı üretiminde en önemli unsurun oğul eğilimi olduğunu vurgulayan Gürleyik, "Oğul eğilimi olmayan arılarla çalışıyoruz. Çünkü burada 150 koloni var. Allah korusun bir oğul vermeye başlarlarsa, önünü alamayız bu işin. O yüzden oğul vermeye düşük verimli arılarla çalışmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

350 Koloni ile Çalışmalar Devam Ediyor

Arıcılıkta arz talebin yüksek olduğunu ifade eden Gürleyik, hobi amaçlı alınan arıların bakımının yapılmadığı için kışı atlatamayan arıcıların bulunduğunu belirtti. "Mecburen arı ihtiyacı duyuyorlar. Geçen sene 150 kolonimiz vardı. Bu sene 350’ye kadar çıkartacağız. 2 gün itibarıyla bölmelerimizi tamamladık. 200 kolonimiz hazır. Burada da 150 koloniyle şu anda 350 kolonimiz var. Ana arılarımızda memelerimiz hazır, kovanların içinde. Başlatıcı kovanlarımız var. Onlarla ana memelerimizi ürettiriyoruz" dedi.

Rekolte Beklentisi

Gürleyik, yağışların olumlu etkisiyle 2026 sezonundan umutlu olduklarını söyledi. Yaklaşık 2 ila 2,5 ton civarında üretim beklediklerini, sezonun daha yüksek verimle tamamlanabileceğini aktardı.

Çıta Başına Fiyatlar

Arı satışında çıtaları paket olarak sattıklarını belirten Gürleyik, "6-7 çıta bandında paket satışımız oluyor. Mayısın ilk haftası teslimatlarıyla 7-8 çıtalı bir arı veriyoruz. Onların fiyatları da ortalama çıta başına 900 veya 1000 liraydı bu sene. Bu sene ne olur bilmiyoruz" ifadelerini kullandı.

En Verimli Nesil İlk Nesil

Gürleyik, ürettikleri ana arıların damızlık olarak kullanılan özel kolonilerden elde edildiğini belirtirken, en verimli ve kaliteli formun 'F1' nesli olduğunu söyledi. Gürleyik, sonraki nesillerde arıların zamanla melezleştiğini ve ıslah özelliklerini kaybetmeye başladığını ifade etti. İkinci ve sonraki nesillerde verim ve kalite kaybı yaşandığını kaydeden Gürleyik, bu durumun üretim sürecini zorlaştırdığını dile getirdi.

Larvaların Önemi

Ana arı üretimindeki püf noktalarına dikkat çeken Gürleyik, "Transfer yaptığımız larvalar ne kadar genç olursa ana arının arı sütüyle beslenmesi de o kadar fazla oluyor. Bundan çıkan ana arı da geç olanlara göre daha kaliteli çıkmalar oluyor. Bir ana arının damızlık formuna girmesi için daha fazla arı sütlü ve büyük olması gerekiyor" şeklinde konuştu.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin