Ankara Sanayi Odası (ASO), Türkiye’nin teknoloji geliştirme bölgelerini uluslararası ölçütlerle değerlendiren bir rapor yayımladı. 'Küresel Teknoloji Politikaları Perspektifinde Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Analizi' başlıklı bu çalışma, Türkiye'deki teknoparkların son 25 yılda önemli bir gelişim gösterdiğini, ancak bu gelişimin patent, ticarileşme ve sanayi ölçeğinde yeterince yansımadığını ortaya koydu.
Ekosistem Büyüyor, Derinleşme Sınırlı
Rapora göre, Türkiye'de toplam 113 Teknoloji Geliştirme Bölgesi bulunmaktadır. Bunların 94'ü aktif olarak işlev görmekte, 19'unda ise altyapı çalışmaları sürmektedir. Son çeyrek asırda teknoparklarda tamamlanan proje sayısı 88 bin 77'ye ulaşırken, bu bölgelerde faaliyet gösteren firma sayısı 12 bin 188, toplam istihdam ise 125 bin 124 kişiye yükselmiştir. Ancak, raporda bu güçlü rakamların, patent ve ürünleşme gibi alanlarda aynı seviyede derinliğe ulaşamadığı belirtilmektedir.
2002-2024 döneminde Türkiye genelinde yapılan 112 bin 131 patent başvurusunun yalnızca 5 bin 228'inin teknopark kaynaklı olduğu ifade edilmektedir. Patent tescilinde ise toplam 31 bin 757 tescilin sadece 2 bin 412'sinin teknoparklardan geldiği görülmektedir. Bu durum, Türkiye'deki teknoloji geliştirme bölgelerinin ulusal patent tescilindeki payının yalnızca yüzde 7,6 seviyesinde kaldığını göstermektedir. Üniversite merkezli teknopark yapılanmasının bilgi üretiminde önemli bir rol oynamasına rağmen, bu bilginin sanayiyle yeterince buluşamadığı, Ar-Ge çıktılarının ekonomik değere dönüşme kapasitesinin kısıtlandığı kaydedilmektedir.
Patent Üretimi ve Girişimci Yapısı
Raporda, teknopark firmalarının yüzde 56'sının yazılım ve dijital teknoloji alanında faaliyet gösterdiği, imalat ve donanım odaklı firmaların payının ise yüzde 5'in altında kaldığı vurgulanmaktadır. Bu durumun, patent üretimini sınırladığı ifade edilmektedir. Ayrıca, mevcut tablo, Ar-Ge'den prototipe, prototipten ürüne ve seri üretime uzanan süreçte yapısal güçlenme ihtiyacını net bir biçimde ortaya koymaktadır.
ASO Başkanı Seyit Ardıç, rapora ilişkin değerlendirmesinde, teknoparklarda niceliksel büyümenin önemli bir eşik olduğunu, ancak yeni dönemde asıl ihtiyacın nitelik odaklı dönüşüm olduğuna dikkat çekmiştir. Ardıç, "Teknoparklarda ulaşılan büyüme önemli bir eşiği temsil ediyor. Ancak asıl mesele, bu ölçeği güçlü fikrî mülkiyet çıktısına, ürünleşmeye ve sanayi ölçeğinde teknoloji üretimine dönüştürebilmektir" şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.
Reform Önerileri ve Uygulama Zamanı
ASO'dan 13 maddelik reform önerisi içeren raporda, patent ve ürünleşme alanındaki açığın yalnızca kaynak yetersizliğinden değil, mevcut teşvik yapısından ve zayıf ürünleşme hatlarından kaynaklandığı vurgulanmıştır. Bu bağlamda, teknoparklarda ikinci sıçramayı sağlayacak reform önerilerinin dört ana stratejik eksende toplandığı belirtilmektedir.
Teknopark teşviklerinin yalnızca bölgede bulunma statüsüne göre değil; patent, ürünleşme ve ihracat performansına göre yeniden yapılandırılması önerilmektedir. Ayrıca, yönetici şirketlerin yalnızca kira yöneten yapılardan çıkarak, ortak altyapı, teknoloji transferi ve yatırım süreçlerini yöneten aktörlere dönüşmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Sonuç olarak, ASO Teknoloji Üssü kurulumu ile bu reformların uygulanması hedeflenmektedir. ASO Teknoloji Üssü, Ar-Ge, üretim, girişimcilik ve ticarileşmeyi bir araya getiren bir inovasyon ekosistemi olarak Ankara’nın Temelli Sanayi Havzası’nda hayata geçirilecektir. Tam kapasiteye ulaştığında 1,5 milyar dolarlık ihracat katkısı hedeflenmekte ve 800’den fazla Ar-Ge firması ile girişime ev sahipliği yapması planlanmaktadır.
Ardıç, "Teknoparklarda yeni dönemin anahtarı, Ar-Ge’yi üretimle ve ticarileşmeyle birleştirebilmektir" ifadelerini kullanarak, bu dönüşümün ASO Teknoloji Üssü ile hayata geçirileceğini belirtti.
