Antalya Diplomasi Forumu, bu yıl beşinci kez Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen forumun teması, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" olarak belirlendi.
17-19 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumun ikinci gününde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.
Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha da önem kazandığını belirterek, forumun özellikle bölgesel meselelerin ele alınmasında önemli bir zemin sunduğunu ifade etti.
Antalya Diplomasi Forumu’nun Önemi
Forumun dünya siyasetinde daha etkili bir yer edinmeye başladığını kaydeden Fidan, "Antalya Diplomasi Forumu her geçen yıl çok verimli bir yönde gelişiyor. Katılımcı sayısı ve ele alınan konu başlıkları artıyor. Bu platform, bölgesel meseleler açısından öne çıkmakta önemli bir fırsat sunuyor" şeklinde konuştu.
Dünyada benzer platformlarda genellikle küresel ve Batı merkezli sorunların tartışıldığını belirten Fidan, "Bölgesel meseleler, özellikle bizim bölgemizle ilgili konular, derinlemesine tartışılmıyor. Ancak Antalya Diplomasi Forumu, bu alanda tartışmalar yürütme açısından eşsiz bir fırsat sundu" dedi.
Diplomasiye Olan İhtiyaç
Uluslararası sistemde çok taraflılığın zayıfladığını belirten Fidan, mevcut dönemde diplomasinin daha da hayati hale geldiğini söyledi. Fidan, "Diplomasinin her zamankinden daha gerekli olduğu bir dönemdeyiz. Çok taraflılığın ve uluslararası düzenin çöktüğünü görüyoruz ve daha fazla diyaloğa ihtiyaç duyuyoruz" diye ekledi.
Devletlerin yerleşik sistemin işlediği dönemlerde daha az temas ihtiyacı hissettiğini belirten Fidan, sistemin zayıfladığı zamanlarda koordinasyonun zorunlu hale geldiğini ifade etti. "Uluslararası sistemin çökmekte olduğunu gördüğümüzde daha fazla iletişim kurmalıyız" dedi.
Güç Siyaseti ve Bölgesel İstikrar
Fidan, Türkiye’nin çevresindeki bölgelerde güç siyaseti uzun süredir belirleyici olduğunu belirterek, bunun ciddi yıkım ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. "Bölgemizde güç siyaseti uzun zamandır oyunun kurallarına hâkim durumda. Sorunları çözmenin eski yöntemi sıklıkla savaşı içeriyor" şeklinde konuştu.
Kalıcı istikrarın sağlanması için egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve güvenliğe saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, "Bölgedeki ülkelerin kendi sınırları ve bayrakları var. Dolayısıyla, bölgede diğer ulus devletlerin toprak bütünlüğüne saygı duyduğumuz sürece birçok sorunu çözebiliriz" dedi.
Diplomasi ve Diyalog
Fidan, Türkiye’nin bölgesel krizlerdeki yaklaşımını da açıklayarak, diplomasinin çatışmalarda tüm taraflarla temas kurmayı zorunlu kıldığını vurguladı. "Biz savaş değil, diplomasi ve diyalog yürütüyoruz. Savaşta taraf tutmanız gerekirken, diplomaside tüm taraflarla iletişim kurmalısınız" açıklamasında bulundu.
Bölgedeki dış politika önceliklerinin savaşların önlenmesi ve süren çatışmaların sonlandırılması olduğunu belirten Fidan, "Dış politika önceliğimiz, savaşların patlak vermemesini sağlamak ve sürmekte olan çatışmaların durdurulmasıdır" dedi.
Fidan, Türkiye’nin Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Afrika’daki çatışmalara kadar birçok kriz alanında yoğun çaba gösterdiğini belirterek, "Bölgedeki yangınları söndürmek için yoğun çalışıyoruz" diye ekledi.
İran ve Ukrayna-Rusya Savaşı
Ukrayna-Rusya savaşı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Fidan, sürecin inişli çıkışlı olduğunu ancak tarafların ve arabulucuların görüşmeleri sürdürme iradesini koruduğunu söyledi. "Her iki tarafın süreci sürdürme konusunda hâlâ istekli olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı çözüme yönlendirmeye çalıştığını belirten Fidan, "Ukrayna’daki savaş büyük bir yıkım ve istikrarsızlık üretiyor" dedi.
İsrail’in Yayılmacı Politikaları
İsrail’in uzun süredir kendi güvenliğini gerekçe göstererek uluslararası kamuoyunda bir algı oluşturduğunu belirten Fidan, son yıllarda bunun arkasında daha fazla toprak hedefinin bulunduğunu vurguladı. "İsrail kendi güvenliğinin peşinde değil; daha fazla toprağın peşinde" dedi.
Bu sürecin Filistin topraklarından başladığını ve bölgede süregelen bir işgal ve yayılmacılık politikası izlendiğini ifade eden Fidan, "İsrail’in ancak diğer ülkelerin güvenliğine saygı göstermesi halinde bölgede kalıcı barış içinde yaşayabileceğini" belirtti.
Avrupa Birliği’nin Rolü
İsrail’e verilen Batı desteğinin meseleyi daha karmaşık hale getirdiğini belirten Fidan, Avrupa Birliği’nin İsrail’in bölgede istikrarsızlaştıran eylemlerini sınırlamak için daha fazlasını yapması gerektiğini ifade etti. "Avrupa’nın kendi gücünü gerçekten kullanması gerekiyor" dedi.
Gazze’deki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, Gazze Barış Planı’nın savaşın durdurulmasında etkili olduğunu belirterek, "Ancak İsrail’in bu planın insani boyutuyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiğini görmüyoruz" diye konuştu.
