Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle ve Bitlis Eren Üniversitesi'nin katkılarıyla yürütülen "Tarih Öncesi Çağlarda Bitlis İli: Obsidyen Ocakları, Yol Güzergâhları ve Konaklama Yerlerinin Belirlenmesi" adlı yüzey araştırma projesinin 2025 yılı çalışmaları önemli ölçüde tamamlandı. Üç yıl sürmesi planlanan bu projenin ilk etabı, Güroymak ilçesi ile Nemrut Dağı ve çevresinde gerçekleştirildi. Proje yürütücüsü Doç. Dr. Yunus Çiftçi başkanlığındaki ekip, yaptığı arazi çalışmalarında 6 mağara ve kaya altı sığınağı ile 43 obsidyen işleme atölyesi ve 3 obsidyen kaynağı tespit etti.
Araştırmalardan elde edilen bulgular, Nemrut Dağı obsidyeninin kullanım geçmişinin Paleolitik Çağ'a kadar uzandığını ortaya koymaktadır. Bilim insanları, bu bölgenin tarih öncesi insan toplulukları tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığını ve buradan çıkarılan obsidyenin zamanla ticari bir değer kazanarak Yakındoğu'nun geniş bir coğrafyasına yayıldığını belirtiyor.
Daha önce farklı arkeolojik merkezlerde yapılan çalışmalar da Nemrut Dağı obsidyeninin Levant bölgesi, Mezopotamya, Zagros Dağları, Anadolu ve Kıbrıs'a kadar ulaştığını ortaya koymuştu. Proje kapsamında belirlenen obsidyen işleme atölyelerinde bulunan materyaller, Üst Paleolitik Çağ'dan Tunç Çağı'na kadar uzanan yaklaşık 36 bin yıllık bir kullanım sürecine işaret ediyor. Şu ana kadar toplanan 2 bin 300 obsidyen buluntusunun bin 500'ü incelenmiş olup, elde edilen veriler Nemrut obsidyeninin binlerce yıl boyunca önemli ticaret ağlarının bir parçası olduğunu göstermektedir.
Araştırmalarda çekirdekler, dilgiler, el baltaları, kesici ve delici aletler ile ok uçlarından oluşan zengin bir alet repertuvarı da gün yüzüne çıkarıldı. Uzmanlar, buluntuların bölgenin on binlerce yıllık geçmişine ışık tuttuğunu ve Üst Paleolitik, Epi-Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağlarında yoğun bir şekilde kullanıldığını ifade etmektedir.
Çalışmalar sırasında tespit edilen mağaralar arasında en dikkat çekeni ise tescil başvurusu yapılan Mazik Mağarası'dır. Bu mağarada tarih öncesi dönemlere ait obsidyen alet ve yongaların yanı sıra Tunç, Demir ve Orta Çağ dönemlerine ait izlere de rastlandı. Araştırmacılar, bu mağaranın bölgenin yerleşim tarihine ilişkin önemli bilgiler sunacağına vurgu yapıyor.
Projenin 2026 ve 2027 yıllarında Süphan Dağı çevresine genişletilmesi planlanmaktadır. Yeni araştırmalarla birlikte obsidyen kaynaklarının kullanım alanları, ticaret ağları ve tarih öncesi yerleşim ilişkilerinin daha ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkarılması hedefleniyor.
