Bursa'da Merhum Prof. Dr. Hüsamettin Arslan Anısına Etkinlik Düzenlendi

Bursa Uludağ Üniversitesi'nde düzenlenen etkinlikte, Prof. Dr. Şener Aktürk "Modern Dünyanın Kökenleri" konusunu ele aldı. Etkinlik, sosyal bilimlerdeki kalıpları sorgulayan bir perspektif sundu.

Bursa'da Merhum Prof. Dr. Hüsamettin Arslan Anısına Etkinlik Düzenlendi
Bursa Uludağ Üniversitesi'nde düzenlenen etkinlikte, Prof. Dr. Şener Aktürk "Modern Dünyanın Kökenleri" konusunu ele aldı. Etkinlik, sosyal bilimlerdeki kalıpları sorgulayan bir perspektif sundu.
Google News'te Abone Ol

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Sosyoloji Bölümü, merhum Prof. Dr. Hüsamettin Arslan anısına anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şener Aktürk, "Modern Dünyanın Kökenleri" adlı ödüllü eseri üzerinden Batı tarihi ve sosyal bilimlerin yerleşik paradigmalara yönelik önemli bir bakış açısı sundu. Etkinlik, Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

Bir Akademik Buluşma

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Bengül G. Akosman, sosyal bilimlerde özgün bir tez geliştirme zorluğuna dikkat çekti. Akosman, Aktürk’ün çalışmasının ulus devlet ve soykırım literatürünün ötesinde önemli katkılar sağladığını belirtti. Ayrıca, Hüsamettin Arslan’ın derslerinde oryantalizm eleştirilerini ilk kez duyan bir kuşak olarak, bu sunumun Arslan’ın mirasına uygun olduğunu vurguladı. Batıcı ve oryantalist görüşlerin sorgulanmasının önemini ifade eden Akosman, sözü Prof. Dr. Şener Aktürk’e devretti.

Prof. Dr. Şener Aktürk’ten Eleştiriler

Konuşmasına BUÜ’ye ve Sosyoloji Bölümüne teşekkür ederek başlayan Prof. Dr. Şener Aktürk, seminerin merhum Hüsamettin Arslan’ın ölüm yıl dönümüne denk gelmesinin kendisi için manevi bir anlam taşıdığını ifade etti. Aktürk, çalışmasının temelinde yatan "Batı Avrupa’daki Müslüman ve Yahudi nüfusların nasıl yok edildiği" sorusunun, Batı merkezli sosyal bilim paradigmasına bir karşı çıkış niteliği taşıdığını anlattı. Modernitenin alamet-i farikası olarak görülen "tek din ve tek mezhepli toplum" düzeninin, aslında 11. yüzyıldan itibaren Papalık liderliğindeki ruhban sınıfının yürüttüğü sistemli bir nüfus mühendisliğinin sonucu olduğunu savundu.

İki Kılıç Doktrini Üzerine

Aktürk, Batı Avrupa'da var olan büyük Müslüman ve Yahudi topluluklarının silinmesini tarihte eşi benzeri olmayan bir durum olarak nitelendirdi. Bu süreci "İki Kılıç Doktrini" kavramıyla açıklayan Aktürk, Papalığın hem dini hem de siyasi otoriteyi elinde bulundurduğu dönemde, Katolik olmayan azınlıkların haklarından mahrum bırakılarak hedef gösterildiğini belirtti. Avrupa’daki parçalı siyasi yapıyı kendi lehine çeviren ruhban sınıfı, azınlıkları tasfiye ederek günümüzdeki tek tipçi Batı kimliğini inşa etti.

Orta Çağ'da Başlayan Nüfus Mühendisliği

Konuşmasının son bölümünde, Orta Çağ toplumunu şekillendiren "Üç Sınıf Kuramı"na değinen Prof. Dr. Şener Aktürk, bu hiyerarşik yapıda Katolik olmayan unsurlara yer verilmediğini vurguladı. Papalığın ruhban sınıfı üzerindeki otoritesinin, azınlıkların mülksüzleştirilmesi ve Avrupa’daki siyasi bölünmüşlüğün oluşturduğu baskının, bu kitlesel yok oluşun temelini oluşturduğunu ifade etti. Günümüzde ulus devletlere atfedilen nüfus mühendisliği yöntemlerinin ilk örneklerinin Orta Çağ Katolik dünyasında görüldüğünü ve bu yapının modern dünyanın bürokratik temellerini attığını belirten Aktürk, sunumunu akademisyenler ve öğrencilerden gelen sorularla tamamladı.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin