Rasmussen, görüşmelerin ardından ABD ile bir anlaşmaya vardıklarını ifade ederek, "Geçen hafta yaptığımız görüşme, ABD Başkanı’nın Grönland’ı elde etmek istediği konusunda dürüst bir izlenimle oradan ayrılmamızla sonuçlandı. Bunun bizim için bir kırmızı çizgi olduğunu net bir şekilde ifade ettik" dedi. İki tarafın farklı görüşlere sahip olmasına rağmen, Arktik’teki güvenlikle ilgili kaygıları dikkate alacaklarını belirtti. Bu nedenle sosyal medya platformlarından çıkan diyaloğu, tartışılabilir bir toplantı odasına taşıma konusunda anlaştıklarını aktardı.
Rasmussen, ayrıca, "Daha önce mutabık kaldıklarımızı, örneğin 1951 antlaşmasını ve NATO ittifakını temel alarak ABD’ye Grönland’daki mevcut durumu yönetebiliyor olmamız ve Grönland’da Çin yatırımlarının bulunmadığı gerçeğine rağmen 10, 15, 20 yıllık bir perspektifte bu güvenceyi verip veremeyeceğimiz sorusu gündeme geldi" ifadelerini kullandı. Bu tür tartışmalara açık olduklarını vurgulayan Rasmussen, Danimarka'nın pragmatik ve soğukkanlı bir İskandinav halkı olduğunu, ancak sıcak kalplere sahip olduklarını da belirtti.
Bakan, "Başkanın açıklamasıyla bu süreç sekteye uğradı. Bir isteğiniz, bir vizyonunuz, bir talebiniz olabilir, ancak bunu bize baskı yaparak asla elde edemezsiniz" dedi. Ayrıca, ABD'nin yakın bir müttefik olmasının kendilerini savunmasız hissettirip hissettirmediği yönündeki bir soruya ise "Şaşkın hissediyoruz. Benim kullandığım terim bu ve buna bağlı kalacağım" yanıtını verdi. Rasmussen, durumu tırmandırma niyetinin olmadığını da ekledi.