15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulunan AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, o gece yaşadıklarını İhlas Haber Ajansı’na anlattı. Meclis’e gitme kararı aldıklarını ifade eden Keşir, "15 Temmuz gecesi saat 22.00-22.30 gibi işlerin farklılaştığını anlamaya başladık. Köprünün kapandığını öğrendiğimiz andan itibaren ne olduğunu kavramaya çalıştık. Arkadaşlarımızla iletişim kurarak bilgi paylaşımında bulunduk. O gün Ankara’da bulunmam gerekiyordu, çünkü bir gün önce Meclis kapandığı için şehrime dönmeyi planlamıştım. Ancak birçok arkadaşım şehirlerindeydi. Saat 22.30-23.00 civarında durumu netleştirdiğimde aracımı çağırdım. Evde küçük bir kızım vardı ve onun için endişeliydim. Kızım dışarıda bir etkinlikteydi, onu eve çağırdım. Küçük kızım 'Gitmesen olmaz mı?' dedi. 12 yaşında olan kızıma 'Ben 17 yaşından beri sokaktayım. Bu gece gitmezsem senin annen olmam' dedim. O an kıyafetlerimi giyip çıkmak üzereyken, televizyonlarda darbe bildirisi yayınlandı. Bu, darbenin kesinleştiğini gösteriyordu" şeklinde konuştu.
Meclis’e Giden İlk Milletvekilleri
O gece Meclis’e ilk ulaşanların kadın milletvekilleri olduğunu belirten Keşir, "Meclis’e giden ilk 6-7 milletvekilinden biriyim. İdare amirimiz Ahmet Gündoğdu’nun odasında toplandık. Bu esnada Meclis Başkanımızla irtibat kuruldu ve Genel Kurul’un açılması gerektiği konuşuldu. Ancak kapılar kilitliydi. Meclis'in kapıları oldukça büyük ve ağırdır. Anahtarlarını bulmadan açmak mümkün değildir. Bu durum biraz zaman aldı. Nihayetinde saat 01.00-01.30 civarında Genel Kurul açıldı. Meclis Başkanımız, duygularımızı ve irademizi vatandaşa iletmek istiyordu. Bir arkadaşımı televizyon kanalına bağlanması için aradım. Rejiden telefonumu hemen bağladılar ve bu şekilde canlı yayına geçtik" dedi.
Bombaların Etkisi ve Direniş
Keşir, ilk telefon bağlantısının 10-12 dakika sürdüğünü ifade ederek, "Meclis Başkanımızın, Meclis’i ilk açtığı andaki konuşmayı benim telefonum üzerinden bağlandığımız ulusal kanalla kamuoyuna duyurduk. Buradaki amacımız, Cumhurbaşkanımız milleti sokağa çağırırken, milletin vekillerinin emanete sahip çıktığını göstermekteydi. Canlı yayına bağlanmak, milletimize olan sorumluluğumuzu yerine getiriyordu. Sonrasında yayını kapattık. Meclis Bahçesi’ne ilk bomba atıldı. Ardından şu an bulunduğumuz yere ikinci bomba düştü. Burası Genel Kurul’a yaklaşık 15 metrelik bir mesafede. O gün orada bulunan tüm vekillerin hukukunu korumak adına şunu belirtmek istiyorum: Bombanın atıldığını hissettiğimiz anda hiçbir milletvekili siper alma veya saklanma refleksi göstermedi. Aksine daha gür sesle sloganlar atarak direnişi ifade etmeye çalıştık. Tekrar ilgili kanal aradı ve biz 8-10 dakika boyunca o ortamı kamuoyuna aktaracak bir fırsat bulduk" ifadelerini kullandı.
Kurtuluş Savaşı'nın Hafızası
O gece, Meclis’te farklı siyasi partilerden milletvekilleri ve eski milletvekillerinin de bulunduğunu vurgulayan Keşir, "Yaklaşık 2000 yıldır bu coğrafyada yaşıyoruz. Kurtuluş Savaşı’nda nükseden kan hafızamız o gece canlandı. O geceden sonra 'Z kuşağı, ah bu gençler' demiyorum. Çünkü çok genç şehitlerimiz var, lise öğrencisi şehitlerimiz mevcut. Onların hikayelerini dinlediğimizde bu gençliğe ne diyebiliriz? O gece benim kişisel anlamda hayatı sorguladığım ve hayata karşı duruşumu değiştiren bir gece oldu. Farklı sosyal ve ekonomik yapıda olan insanların Kızılay Meydanı’nda yan yana mücadele ettiğini gördük. Biz, o geceki misyonumuzu yerine getirmeye çalıştık. Millet farklı düşünebilir, farklı siyasi görüşleri olabilir. Ancak milletin bekası ve kendi iradesi söz konusu olduğunda, içindeki kan hafızası canlanıyor" dedi.