Elazığ'da Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Akbulut, iklim değişikliğinin insan sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.

Elazığ'da Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Akbulut, iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, aşırı sıcaklıkların kalp sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti.

Elazığ'da Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Akbulut, iklim değişikliğinin insan sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.
Elazığ'da Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Akbulut, iklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, aşırı sıcaklıkların kalp sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti.

Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akbulut, iklim değişikliğinin günümüzde çevresel bir sorun olmanın ötesine geçtiğini ifade etti. Bu durumun halk sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Özellikle aşırı sıcaklıkların, bu tehdidin en belirgin ve tehlikeli sonuçlarınden biri olduğunu söyledi. 1950’li yıllardan bu yana sıcak hava dalgalarının sıklık, şiddet ve süresinde önemli artışlar yaşandığını dile getiren Akbulut, küresel ölçekte yüksek sıcaklıkların her yıl yaklaşık 17,5 milyon sağlıklı yaşam yılını kaybettirdiğini belirtti. Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa'nın en hızlı ısınan kıta konumuna geldiğini vurguladı. 2022 yılında Avrupa'da aşırı sıcaklara bağlı olarak 60 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini de sözlerine ekledi.

Aşırı sıcaklıkların yol açtığı sağlık sorunlarının büyük bir kısmının kalp ve damar sistemi ile ilgili olduğunu belirten Dr. Akbulut, sıcaklık artışının kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarını artırdığını ifade etti. Araştırmaların, yerel sıcaklık eşik değerlerinin üzerindeki her 1 derecelik artışın kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümleri yüzde 2,1 oranında artırdığını gösterdiğini söyledi. Bu oranın inme vakalarında yüzde 3,8'e, akut koroner sendromlarda ise yüzde 3,5'e kadar yükselebileceğini belirtti. Sıcak havalarda insan vücudunun ciddi bir fizyolojik yük altına girdiğini, damarların genişleyerek kan dolaşımının periferde göllenmesine neden olduğunu açıkladı. Bu durumun kalbin daha hızlı çalışmasına sebep olduğunu ve altta yatan kalp hastalığı olan bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti.

Prof. Dr. Akbulut, terleme yoluyla oluşan sıvı kaybının yeterince karşılanmaması durumunun da riski artırdığına dikkat çekti. Damar içi sıvı hacminin azalmasının kalbin yükünü artırdığını, bu durumun başta böbrekler olmak üzere birçok organı olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Bu süreçte çoklu organ hasarının meydana gelebileceğini belirtti. Ayrıca, artan kan yoğunluğu, sistemik inflamasyon ve pıhtılaşma eğiliminin trombotik olay riskini yükselttiğini de dile getirdi. Akbulut, sıcak havaların ilaçların etkisini değiştirdiğini, özellikle antitrombosit tedavi ve beta bloker kullanan hastalarda ölümcül olmayan kalp krizi riskinin arttığını vurguladı. Sıcaklık artışının hava kirliliği ile birleştiğinde etkisinin daha da arttığını belirtti. İnce partikül madde (PM2.5), azot dioksit ve ozon seviyelerinin yükseldiği günlerde kardiyovasküler ve solunum sistemi kaynaklı ölümlerin arttığına dair bilimsel çalışmaların bulunduğunu ifade etti.

Son olarak, düşük sosyoekonomik düzeye sahip bireylerin, sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı olanların ve uygun konut koşullarında yaşamayan kişilerin daha büyük risk altında olduğunu belirtti. Bu grupların daha az yeşil alana sahip olduklarını, daha fazla hava kirliliğine maruz kaldıklarını ve belirgin kentsel ısı adası etkisiyle karşı karşıya olduklarını ifade etti. İklim değişikliğinin diğer çevresel risklerle birleşerek kardiyovasküler kırılganlığı artırdığını vurguladı.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin