Erzurum'da Çalışanların Huzuru ve Adalete Olan Güvenine Dikkat Çekildi

Kotanlı, çalışanların huzuru ve adalete olan güvenin önemine vurgu yaparak sorunların çözülmesi gerektiğini belirtti.

Erzurum'da Çalışanların Huzuru ve Adalete Olan Güvenine Dikkat Çekildi
Kotanlı, çalışanların huzuru ve adalete olan güvenin önemine vurgu yaparak sorunların çözülmesi gerektiğini belirtti.

AL-KON Adalet ve Liyakatli Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Demokrat Büro Çalışanları Sendikası (DEB-SEN) Genel Başkanı Mehmet Zülfikar Kotanlı, yaptığı yazılı açıklamada; "Adalet ve Liyakat" prensipleri çerçevesinde, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan personellerin sorunlarını yerinde inceleyerek çalışma barışının sağlanması ve hizmet kalitesinin artırılması amacıyla, bazı hususların ivedilikle çözüme kavuşturulmasını talep ettiklerini ifade etti. Kotanlı, kamu hizmetinin verimliliğinin, ancak çalışanların huzuru ve adalete olan güveniyle mümkün olduğunu belirtti.

Türkiye’nin dört bir yanında gençlerin geleceği için özveriyle görev yapan Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü çalışanlarının sıkıntılarının giderilmesi gerektiğini vurgulayan Kotanlı, "Bugün ne yazık ki ağır iş yükü ve çözülemeyen özlük hakları sorunları altında ezilmektedir. Bakanlığımız bünyesinde görev yapan yurt yönetim memurları, antrenörler, gençlik liderleri ve destek personelinin artık görmezden gelinemeyecek temel sorunlarını anlatmak sendikamız adına bir görev biliyoruz." dedi. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü çalışanları, gençliğin dinamizmini devlete bağlayan köprü olduklarını belirten Kotanlı, bu köprünün liyakatten uzak düzenlemeler, ağır iş yükü ve belirsiz özlük hakları nedeniyle çalışanların moral motivasyonunu olumsuz etkilediğini ifade etti.

Modern kölelik düzenini andıran çalışma şartlarının artık sürdürülebilir olmaktan çıktığını dile getiren Kotanlı, "Emeğin Karşılığı, Mağduriyet Olmamalıdır!" sözleriyle GSB ve KYK personelinin sistemin yükünü taşımasına rağmen hak ettiği değeri göremediğini belirtti. Sahadaki temel sorunları ve çözüm bekleyen talepleri kararlılıkla ifade ettiklerini dile getiren Kotanlı, "7/24 hizmetin karşılığı, eksik nöbet ücreti olamaz!" dedi. Yurtlarda kalan öğrencilerin sorumluluğunu üstlenen personelin ailelerinden feragat ederek tuttukları nöbetlerin karşılığını ne maddi ne de manevi olarak alabilmelerinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Kotanlı, mevcut nöbet ücretlerinin harcanan emeğin ve üstlenilen riskin çok altında olduğunu belirterek, "24 saat esasına göre tutulan nöbetin bir saatlik ücreti 16 TL 55 Krş. Toplu sözleşme gereği yetkili sendikaların övünerek deklare ettikleri beş katı hesaplandığında 82 TL 75 Krş etmektedir." dedi. Nöbet tutan memura hafta içi 7 saat, hafta sonu 15 saat fazla nöbet ücreti ödenirken, ocak ayı itibarıyla nöbet tutan personelin evinden ailesinden ayrı kalmasına rağmen günlük 580 TL ücret aldığını belirtti. Aldığı bu ücretin zaten nöbetinde harcandığını ifade eden Kotanlı, Yurt Müdür Yardımcıları, Yurt Yönetim Memurları ve personelinin en büyük mağduriyetinin düşük nöbet ücretleri olduğunu ve bu ücretlerin güncel ekonomik şartlara enflasyon ve hayat pahalılığına göre revize edilmesi gerektiğini söyledi.

Kotanlı, görev tanımı belirsizliği ve personel yetersizliğine de dikkat çekerek, "Artan yurt kapasitelerine rağmen personel sayısının yetersiz kalması, mevcut çalışanların üzerine görev tanımı dışı işlerin yüklenmesine neden olmaktadır." dedi. Mevcut personelin uzmanlık alanlarının dışında idari ve teknik işlerde joker eleman gibi kullanılmaktan yorulduğunu belirtti. Yurt Yönetim Memurları'nın, yurtların yüksek öğrenim öğrencilerine hizmet vermenin yanında gelen spor kafilelerine barınma imkânı sağladığını hatırlatan Kotanlı, gelen kafilelerin genellikle çocuk yaşlarda olduğunu ve çocukların gürültüsünün yurt öğrencilerinin şikayetleri ile kafile yöneticileri arasında arabuluculuk gibi ek bir görev üstlenmelerine neden olduğunu belirtti.

Ayrıca, parçalı istihdam modelinin çalışma barışını bozduğunu ifade eden Kotanlı, aynı odada, aynı işi yapan personelin farklı statülere tabi olmasının ücret ve hak farklılıkları yaratığını vurguladı. Tüm personelin hak kaybı yaşamadan tek bir çatı altında toplanmasının zorunlu olduğunu belirten Kotanlı, tayin ve becayiş çıkmazının da sorunları artırdığını ifade etti. Özellikle sözleşmeli statüdeki çalışanların, eş durumu ve sağlık özrü gibi en temel insani haklarda dahi zorluklarla karşılaştığını dile getirdi.

Kariyer basamaklarının kapalı olmasının, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının periyodik olmamasının, çalışanların motivasyonunu kırdığını belirten Kotanlı, 2026 GYS ve unvan değişikliği sınavına girecek personel sayısının yok denecek kadar az olduğunu ifade etti. Kurumda uzun yıllar çalışan ön lisans mezunlarına şans tanınmadığını vurgulayan Kotanlı, planlı kariyer ve görevde yükselme sınavlarının bir takvime bağlanmaması nedeniyle liyakat bekleyen binlerce çalışanın umudunun kırıldığını dile getirdi.

Kotanlı, sözlerine, "Sayın Bakanımıza ve yetkililere çağrımızdır! Kurum çalışanları sadece hakları olanı, emeğinin karşılığını ve insanca çalışma şartlarını talep etmektedir." diyerek devam etti. Çalışanı mutsuz olan bir kurumun geleceğimizin teminatı olan gençlere vereceği hizmetin motivasyon açısından sınırlı kalacağını belirtti. Sorunlar çözülene kadar seslerini yükseltmeye devam edeceklerini ifade ederek, GSB ve KYK çalışanlarının sahipsiz olmadığını vurguladı.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin