Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela'da meydana gelen olayların arka planındaki nedenlerin küresel güç dengeleriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Saygın, "ABD’nin Monroe Doktrini'nin, Trump ile birlikte Donroe Doktrini'ne dönüştüğünü ifade ederek, bu durumun Amerika'nın bölgedeki etkisini artırmayı amaçladığını" belirtti. Bu bağlamda, güncellenmiş bir Amerikan Ulusal Güvenlik stratejisinin, soğuk savaş dönemine benzer bir durumu yeniden gündeme getirdiğini vurguladı.
Saygın, ABD'nin bölgedeki hami rolünü güçlendirecek sert güç unsurlarını devreye sokma gerekliliğini de dile getirdi. Bunun yanı sıra, Venezuela'nın zengin petrol rezervlerinin de olayların merkezinde yer aldığını ifade etti. 2010'lu yıllara kadar Suudi Arabistan en büyük petrol rezervine sahipken, yeni keşiflerle birlikte Venezuela'nın bu alanda ön plana çıktığını belirtti. Dolayısıyla, Venezuela'ya müdahale, sadece siyasi değil, aynı zamanda enerji kaynakları üzerindeki kontrolü sağlama amacı taşıyor.
Venezuela'nın petrol kaynaklarına müdahale, ABD'nin enerji ticaretinin dolar üzerinden yapılmasını sağlamaya yönelik bir strateji olarak da değerlendirilebilir. Saygın, bu durumun Danimarka ve Grönland’ın ilhakı gibi konularla bağlantılı olduğunu, bu ülkelerin nadir toprak altı elementleri açısından önemli olduğunu ifade etti. Böylelikle, ABD'nin enerji ticaretinde imtiyazlı bir alan oluşturma çabası ön plana çıkıyor.
Doç. Dr. Saygın ayrıca, bu operasyonda ABD-Çin rekabetinin etkilerinin de görüldüğünü belirtti. Çin'in Latin Amerika ile olan ticaret hacminin büyük olduğunu vurgulayan Saygın, bu durumun ABD'nin bölgedeki etkisini artırmak için bir fırsat sunduğunu ifade etti. Ayrıca, Avrupa'daki güvenlik boşluğunun da Amerika'nın dikkatini Latin Amerika'ya kaydırdığını kaydetti. Bu durum, Avrupa ülkeleri açısından varoluşsal bir sorun haline gelebilir.
Türkiye’nin bu süreçten nasıl etkileneceği konusunda ise Saygın, Türkiye'nin bölgesel istikrarı koruma arayışında olduğunu söyledi. Türkiye'nin, ABD'nin ilgisinin Pasifik'e kaydığı bir ortamda Orta Doğu'daki dengelerde önemli bir aktör olabileceğini belirtti. Türkiye'nin, İran'ın istikrarsızlaşmasına engel olmak için etkili mekanizmalar geliştirebileceğini düşündüğünü ifade etti. Sonuç olarak, Venezuela’daki müdahalenin küresel etkilerinin geniş olabileceğini, uluslararası sistemin soğuk savaş dönemindeki güç rekabetine geri dönme riski taşıdığını belirtti.