İstanbul'da Kara Fatma'nın Hayatı ve Milli Mücadele Dönemindeki Rolü Anlatıldı

Milli Mücadele'nin simgelerinden biri olan "Kara Fatma" lakaplı Üsteğmen Fatma Seher'in trajik hayat hikayesi, dinleyenleri derinden etkiliyor. 300 kişilik birliğiyle Batı Cephesi'nde savaşan Fatma Seher, vatanı için verdiği mücadele ve sonrasındaki zor yaşamıyla dikkat çekiyor.

İstanbul'da Kara Fatma'nın Hayatı ve Milli Mücadele Dönemindeki Rolü Anlatıldı
Milli Mücadele'nin simgelerinden biri olan "Kara Fatma" lakaplı Üsteğmen Fatma Seher'in trajik hayat hikayesi, dinleyenleri derinden etkiliyor. 300 kişilik birliğiyle Batı Cephesi'nde savaşan Fatma Seher, vatanı için verdiği mücadele ve sonrasındaki zor yaşamıyla dikkat çekiyor.

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından İtilaf Devletleri'nin işgaliyle başlayan bağımsızlık mücadelesi sırasında, Türkiye’nin dört bir yanında cephelerde kanlı direnişler verildi. Bu direnişlere destek veren halk, yokluk içinde dahi kahramanlık örnekleri sergiledi. Örneğin, Şerife Bacı, bebeğiyle birlikte mühimmat taşırken şehit düşerken; Nene Hatun, Erzurum'u savunarak Kurtuluş Savaşı'nın simgesi haline geldi. Ancak, bu kahramanlar arasında, cepheden cepheye koşan ve asker eşiyle birlikte mücadele eden "Kara Fatma" lakaplı Üsteğmen Fatma Seher de vardı. Fatma Seher, Türk kadınlarının ulusal kurtuluş mücadelesindeki katkısını cesaretiyle gözler önüne serdi. Mustafa Kemal Atatürk'ten "Kara" lakabını ve üsteğmen rütbesini alan Fatma Seher, 300 kişilik birliğiyle Batı Cephesi'nde görev aldı.

Cumhuriyet Halk Fırkası'nın iktidarında, Fatma Seher, bir zamanlar savaşın kahramanı olarak tanınırken, hayatının son dönemlerinde zor günler geçirdi. Savaşın ardından kendisine bağlanan üsteğmenlik maaşını "Ben vatanım için savaştım, para için savaşmadım" diyerek Kızılay’a bağışlayan Fatma Seher, savaş sırasında elini kaybeden ve akli dengesini yitiren yeğeni küçük Fatma ile onun çocuklarını sahiplendi. İstanbul'da iş bulmak için her yere başvurdu, fakat kimse ona iş vermedi. Kalacak evi olmayan Fatma Seher, 1933 yılı başlarında Galata'daki Rus Manastırına sığınmak zorunda kaldı. Orada sefalet içinde yaşamaya başladı.

Gazeteci Mekki Sait Esen, Kara Fatma'yı manastır odasında bulduğunda, yaşadığı sefalet halkın büyük tepkisini çekti. Bunun üzerine Kızılay ve diğer kurumlar, Kara Fatma için yardım kampanyası düzenledi. 1954 yılında Demokrat Parti döneminde, TBMM tarafından kendisine aylık bağlanması için özel bir kanun çıkarıldı. Adına marşlar yazılan ve heykeller dikilen Kara Fatma, tüm bu ilgiye rağmen yoksul bir yaşam sürdü. 2 Temmuz 1955 tarihinde, İstanbul Darülaceze’de 67 yaşında hayata veda etti.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin