17-21 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris'te gerçekleştirilecek olan Uluslararası gıda inovasyon fuarı SIAL Paris 2026'nın resmi Türkiye Basın Toplantısı, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Merkez Binası'nda yapıldı. Promosalons Türkiye ve İTO işbirliğiyle düzenlenen bu toplantıya, İTO Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu, COMEXPOSIUM Gıda ve İçecek Bölümü Genel Müdürü Rodolphe Lameyse ile SIAL Paris Etkinlik Direktörü Audrey Ashworth katıldı. Fuar, toplam 280 bin metrekare alanda 8 bin katılımcı ve 295 bin profesyonel ziyaretçiyi ağırlayacak. Türkiye, İtalya, Fransa ve İspanya'nın ardından, fuarın en büyük ilk dört katılımcı ülkesinden biri olacak.
Milli Katılım ve Beklentiler
İstanbul Ticaret Odası, Türkiye'nin milli katılımını organize ediyor. Türk şirketleri tarafından ayrılan alan, yüzde 10 artışla 10 bin 500 metrekareyi aşarken, toplamda 400'den fazla Türk firması organizasyonda yer alacak. Açılışta yaptığı konuşmada Mehmet Develioğlu, SIAL Paris 2026 Fuarı'nın Türk gıda ve içecek sektörünün uluslararası pazarlardaki gücünü sergilemek ve yeni iş birlikleri geliştirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Develioğlu, Türkiye'nin geniş ürün yelpazesi ve güçlü firmaları ile bu yıl da yoğun bir katılım göstermesini beklediklerini ifade etti.
Gıda Sektörünün Gelecek Trendleri
COMEXPOSIUM Gıda ve İçecek Bölümü Genel Müdürü Rodolphe Lameyse ve SIAL Paris Etkinlik Direktörü Audrey Ashworth, SIAL Paris 2026'nın uluslararası büyüme stratejileri ve Türkiye'nin katılımı ile fuarın sunduğu yenilikler hakkında bilgi verdiler. Toplantıda, küresel SIAL Insights 2026 analizlerine göre, tüketicilerin yeni lezzet arayışıyla gıda dünyasındaki yeniliklerin yüzde 57'sinin zevk ve haz odaklı hale geldiği vurgulandı. Kolajen ve prebiyotik içerikli fonksiyonel gıda inovasyonlarının dünya genelinde iki ila üç kat arttığı; sosyal medya, influencer'lar ve dijital kanalların gıda tercihlerini şekillendirdiği belirtilirken, yapay zekanın gıda değer zincirini yeniden tanımladığı ifade edildi. Enflasyonist baskılar nedeniyle sürdürülebilir ürünlere ekstra ücret ödemeye hazır tüketicilerin oranının yüzde 17'ye gerilediği, bu durumun bütçe dostu inovasyonları ön plana çıkardığı kaydedildi.