İzmir'de Akıllı Telefon Kullanımıyla Artan Telefon Boynu Sendromu Sorunu

İzmir'de artan akıllı telefon kullanımıyla birlikte telefon boynu sendromu riski giderek yükseliyor. Özellikle 12-35 yaş aralığındaki bireylerde sık görülmeye başlanan bu sağlık sorunu, küçük yaş gruplarını da tehdit ediyor.

İzmir'de Akıllı Telefon Kullanımıyla Artan Telefon Boynu Sendromu Sorunu
İzmir'de artan akıllı telefon kullanımıyla birlikte telefon boynu sendromu riski giderek yükseliyor. Özellikle 12-35 yaş aralığındaki bireylerde sık görülmeye başlanan bu sağlık sorunu, küçük yaş gruplarını da tehdit ediyor.

Günümüzde akıllı telefonlar ve dijital cihazlar, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak bu durum, omurga sağlığını tehdit eden yeni bir sorunla karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır: Telefon boynu sendromu. Tıbbi adıyla 'text neck' olarak bilinen bu durum, başın uzun süre öne eğik pozisyonda tutulması sonucu servikal omurgaya binen yükün artmasıyla gelişen bir postür bozukluğudur. Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Seyhan Orak, insan başının normalde 4-5 kilogram ağırlığında olduğunu belirtirken, başın öne doğru eğilmesiyle birlikte omurgaya binen yükün katlanarak arttığını ifade etti. 15 derecelik bir eğimle yük 12 kilograma, 60 derecelik bir eğimle ise 25-30 kilograma kadar çıkabiliyor. Bu durum, kısa vadede kas yorgunluğuna yol açarken, uzun vadede daha ciddi sorunların temelini oluşturabiliyor.

Yaş Aralığı Giderek Düşüyor

Telefon boynu sendromunun en sık 12-35 yaş aralığında görüldüğünü belirten Op. Dr. Seyhan Orak, son yıllarda bu durumun daha küçük yaş gruplarına da yayıldığını vurguladı. Özellikle 8-10 yaş aralığındaki çocuklarda belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Bu durum, teknolojik cihazların kullanım yaşının düşmesiyle doğrudan ilişkilidir. Erken dönemde başlayan postür bozuklukları, ilerleyen yıllarda kalıcı hale gelme riski taşımaktadır. Uzun süreli yanlış duruş, yalnızca geçici rahatsızlıklarla kalmayıp, omurganın doğal yapısını da bozabilmektedir. Normalde bulunması gereken servikal lordozun düzleşmesi veya tersine dönmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir. Ayrıca, kas dengesizlikleri gelişebilir; ön taraftaki kaslar kısalırken, arka taraftaki kaslar zayıflayabilir. Bu dengesizlik, omurganın destek mekanizmasını zayıflatarak diskler üzerinde asimetrik basınç oluşturur ve bu süreç, zamanla disk dejenerasyonuna neden olabilir.

Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli

Telefon boynu sendromu, ilerleyen süreçte daha ciddi nörolojik problemlere yol açabilir. Uzun vadede boyun fıtığı gelişimi ve omurilik kanalında daralma görülebilir. Bu durum, sinir köklerinin baskı altında kalmasına sebep olur. Sinir sıkışmaları, yalnızca ağrı ile sınırlı kalmayıp, uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. İleri vakalarda cerrahi müdahale gerektiren tablolar ortaya çıkabilir. Hastalığın en sık görülen belirtisi boyun ağrısıdır. Bunun yanı sıra omuz ve sırt bölgesine yayılan ağrılar da yaşanabilmektedir. Op. Dr. Seyhan Orak, ense kökenli baş ağrılarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, boyunda sertlik ve uzun süreli kullanımdan sonra artan yorgunluk hissi de sıkça görülmektedir. İlerleyen aşamalarda baş dönmesi, kollarda, sırtta ve göğüs bölgesinde karıncalanma gibi nörolojik bulgular da ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, durumun yalnızca kas kaynaklı olmadığını ve sinir yapılarının da etkilenmeye başladığını gösterir.

Kullanım Süresi Sınırlandırılmalı

Op. Dr. Seyhan Orak, telefon boynu sendromunun zamanla kronikleşebileceğini belirterek, bu durumda servikal disk hernisi yani boyun fıtığı gelişebileceğini ifade etti. Kronik postür bozukluğu kalıcı hale gelebilir ve servikal spondiloz gibi dejeneratif omurga hastalıkları ortaya çıkabilir. Sinir kökü basıları daha belirgin hale gelebilir. Nadir durumlarda, ileri olgularda denge problemleri ve ince motor becerilerde kayıplar gibi daha ciddi nörolojik sorunlarla karşılaşmak da mümkündür. Op. Dr. Seyhan Orak, telefon kullanımı için kesin bir süre olmadığını, ancak uzun süre kesintisiz kullanımın risk oluşturduğunu söyledi. Özellikle 20-20-20 kuralının önemine değinerek, her 20 dakikalık kullanım sonrası en az 20 saniye mola verilmesi gerektiğini vurguladı. Günlük kullanım süresinin yetişkinlerde 2-3 saat, çocuklarda ise yaşa bağlı olarak daha düşük tutulmasının ideal olduğunu belirtti. Doğru duruşun da kritik olduğunu, cihazın göz hizasında tutulması gerektiğini ifade etti.

Erken Dönemde Geri Dönüş Mümkün

Op. Dr. Seyhan Orak, telefon boynu sendromunun erken dönemde fark edildiğinde büyük ölçüde geri döndürülebilir bir durum olduğunu söyledi. Bu süreçte en önemli yaklaşımın postür eğitimi ve egzersiz olduğunu vurguladı. Özellikle servikal ekstansör kasları güçlendiren egzersizler ve skapular stabilizasyon çalışmaları öneriliyor. Ayrıca fizik tedavi uygulamaları da tedavi sürecine katkı sağlamaktadır. Daha ileri vakalarda ilaç tedavisi gerekebilir. Nadir durumlarda ise cerrahi müdahale gündeme gelebilir.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin