UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Karagöz ve Hacivat, tarihi sahnelerden kültür merkezlerine, dijital platformlardan mahalle meydanlarına kadar geniş bir yelpazede sergileniyor. Özellikle Ramazan aylarında yoğunlaşan etkinlikler, yılın her döneminde devam ediyor. Bu kadim sanat, izleyicilere sadece eğlence sunmanın ötesinde, toplumsal hoşgörüyü ve kültürel kimliği de aktarma amacını taşıyor.
Karagöz ve Hacivat, dana veya deve derisinden yapılan tasvirlerin kök boyalarla renklendirilmesiyle oluşturuluyor. Bu tasvirler, bir mum veya ampul ışığıyla beyaz perdeye yansıtılıyor. Tek bir sanatçı olan Hayalbaz, aynı anda birçok karakteri seslendirerek izleyicileri hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Sanatın yaşatılmasındaki temel hedef, usta-çırak ilişkisini sürdürerek gelecek kuşaklara bu geleneği aktarmaktır.
Geleceğe Ulaşım Yöntemleri
Son dönem hayalbazlarından Tuncer Savcı, Karagöz ve Hacivat sanatını yaşatma çabasında. Çocukların dijital ekranlara bağımlı hale geldiğini vurgulayan Savcı, “Perdenin büyüsü, Karagöz’ün saf patavatsızlığı ve Hacivat’ın bilgeliği, sosyal medyadaki içeriklerden daha gerçek bir yansıma sunuyor” diyor. Savcı, bu sanatın sadece nostalji olarak görülmemesi gerektiğini ve eğitim müfredatında daha fazla yer almasının önemini vurguluyor.
Ancak tasvir yapımındaki zorluklar ve ekonomik kaygılar, yeni çırakların yetişmemesini beraberinde getiriyor. Bu durum, 700 yıllık ışığın sönme riski taşımasına neden oluyor. Tuncer Savcı, bu geleneksel sanatın geleceği için daha fazla destek ve ilgi gerektiğini ifade ediyor.
