Türk edebiyatının önemli kalemlerinden biri olan İsmail Safa'nın mezarı Sivas'ta, Ali Ağa Camii haziresinde bulunmaktadır. Peyami Safa'nın babası olan İsmail Safa, "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" ve "Fatih-Harbiye" gibi eserleriyle Türk edebiyatına katkıda bulunmuş bir şairdir. Ancak, mezarının yerini birçok kişi bilmemekte. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyla Yüksel, İsmail Safa'nın 1900 yılında Sivas’a tayin edildiğini, bu süreçte sağlık sorunları yaşamasına rağmen görevini sürdürdüğünü aktardı. 24 Mart 1901'de hayatını kaybeden Safa, ilk olarak Garipler Mezarlığı’na defnedilmiştir. Ancak daha sonra İzzet Paşa Camii haziresine ve nihayetinde Ali Ağa Camii haziresine nakledilmiştir.
Sivas’a Sürgün Edilmesi
Prof. Dr. Yüksel, İsmail Safa'nın mezarının Sivas'ta bulunduğunu belirterek, "Peyami Safa, Türk edebiyatının önde gelen romancılarından biridir. Bunun yanı sıra, köşe yazıları ile de dönemin siyasi ve ideolojik olaylarına dair görüşler sunmuştur. İsmail Safa'nın Sivas’a sürgün edilişi, onun hayatında önemli bir dönüm noktasıdır. Sivas’a tayin edilirken, bu durumun sürgün niteliği taşıdığı belirtiliyor. İsmail Safa ve arkadaşları, dönemin baskıcı ortamında bir gösteri düzenlemiş ve bu sebeple Sivas’a sürgün edilmiştir. Sivas, Osmanlı döneminde İstanbul dışındaki yerlerin sürgün yeri olarak kabul edildiği bir yerdi."
Mezarının Durumu
İsmail Safa’nın mezarının durumu da oldukça dikkat çekici. Uzun bir süre isimsiz bir mezarda yatan Safa, Garipler Mezarlığı’na defnedildikten sonra orası kaldırılınca İzzet Paşa Camii’nin haziresine taşınmıştır. Hükümet Meydanı açılacağı zaman mezar taşının kırıldığı bilgisi verilmektedir. Ali Ağa Camii’ne defnedildikten sonra, İsmail Safa’nın mezarı uzun süre isimsiz kalmıştır. Ancak, Peyami Safa'nın amcası, babasına ait olan mezarın fotoğrafını göndererek durumu açıklığa kavuşturmuş ve bu mektup sonrasında Peyami Safa da teşekkür etmiştir. İsmail Safa'nın ölümünün ardından ailesi cenazeyi uygun şartlarda taşıyamamıştır ve bu durum, hem trajik hem de düşündürücüdür. İsmail Safa'nın Sivas'ta misafir edildiği düşünülerek, onun anılması gerektiği vurgulanmaktadır.