Başbakan Fico, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile gerçekleştirdiği basın toplantısında, ikili görüşmelerinin ardından Ukrayna-Rusya Savaşı'nın çözüm yollarını tartıştı. Fico, nükleer enerji işbirliği ve Slovakya'daki ABD destekli nükleer santral projeleri hakkında da bilgi verdi. Ayrıca, savaşın devam edeceğini ve kısa vadede bir barış çözümü öngörmediklerini söyledi. Fico, "Ukrayna ve Rusya'nın dilini anlayan, güçlü istihbarat servislerine sahip, komşu bir ülke olarak Slovakya'nın görüşlerini paylaşabileceğini ifade ettim" dedi.
Fico, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaş konusundaki pragmatik yaklaşımını takdir ettiğini belirtti ve Slovakya'nın barış girişimlerine her zaman destek vermeye hazır olduğunu vurguladı. "Bu savaşı anlamsız buluyoruz" diyen Fico, Avrupa Birliği'nin ekonomik krizine de dikkat çekti. "AB, derin bir kriz içinde ve bu durumun üstesinden gelemiyoruz" ifadelerini kullandı.
Fico, savaşın başlamasından üç ay sonra İstanbul'da masada bir anlaşma olduğunu ve bunun hayata geçirilebileceğini savundu. Ancak bazı Batılı siyasetçilerin bu anlaşmayı engellediğini ifade etti. "Rusya'nın Ukrayna topraklarında daha derinlere ilerlemiş olması, bu stratejinin işe yaramadığını gösteriyor" dedi.
Fico, Avrupa'nın yaptırımlara dayalı stratejisini eleştirerek, "Yaptırımlar yerine barış girişimleri geliştirmeliydik" dedi. Ayrıca, Avrupa'nın Ukrayna için sağladığı 90 milyar euro krediye de atıfta bulunarak, bu yaklaşımının daha fazla kurban getireceğini öngördü. Fico, "Bu savaşın manasız olduğu görüşüm değişmedi" diyerek, barış için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanı Rubio ise, Slovakya'nın ulusal çıkarlarını koruma konusundaki yaklaşımını takdir ettiklerini belirtti. Rubio, ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik çabalarının sürdüğünü ve Kiev’deki durumu ele alarak, "Ölüm sayıları yüksek ve bu çatışmanın sona ermesi için çaba harcıyoruz" dedi.
Fico'nun açıklamaları, Avrupa Birliği'nin Ukrayna konusundaki stratejilerinin sorgulanmasına neden oldu. Savaşın devam etmesi, bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehdit ederken, barış girişimlerinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.