Diyarbakır'da DTSO, Teşvik Sisteminin Yetersizliğini Vurguladı

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye'deki yatırım teşvik sisteminin bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmadığını, aksine derinleştirdiğini belirtti.

Diyarbakır'da DTSO, Teşvik Sisteminin Yetersizliğini Vurguladı
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye'deki yatırım teşvik sisteminin bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmadığını, aksine derinleştirdiğini belirtti.
Google News'te Abone Ol

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), teşvik sistemleri üzerine yaptığı açıklamada, Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sisteminin, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini gerçekleştiremediğine dikkat çekti. Açıklamada, bu sistemin, aksine farkları daha da derinleştiren sonuçlar ürettiği ifade edildi. Yatırım teşviklerinin sistematik uygulamaları, 1963 yılındaki planlı döneme geçişle başlamış, 1980 sonrası dönemde kapsamlı uygulamalarla devam etmiştir. Bugüne kadar 16 farklı yasa, kararname ve Bakanlar Kurulu kararı ile uygulamalar sık sık revize edilmiştir. Tüm bu düzenlemelerin temel amacı, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak olmuştur. Ancak, yıllar geçmesine rağmen bu hedefin gerçekleşmediği, bilakis bölgesel eşitsizliklerin derinleştiği gözlemlenmiştir.

1998 yılında, kişi başına geliri bin 500 doların altında olan 22 ili kapsayan 4325 sayılı Teşvik Yasası yürürlüğe girmiştir. 2002’de çıkarılan 5084 sayılı yasa ile teşvik kapsamındaki il sayısı 36’ya, 2005’te yapılan genişletme ile 49 il ve iki ilçeye çıkarılmıştır. 2009 yılında ise tüm iller dört bölgeye ayrılarak yeni bir teşvik sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Ancak, 2009’daki değerlendirmelere göre 1. ve 2. bölgelerde yer alan 24 il, teşviklerden yüzde 67,8 oranında faydalanırken, geriye kalan 57 il yalnızca yüzde 32,2 oranında pay almıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verileri doğrultusunda yapılan incelemelerde de bu durum doğrulanmaktadır. 2004-2013 dönemine ait teşvik belgeleri, yatırım tutarları ve istihdam verileri incelendiğinde, 1. ve 2. bölgelerde yer alan 21 kentin tüm başlıklarda yüzde 60’ın üzerinde pay aldığı görülmektedir. Buna karşın 5. ve 6. bölgelerdeki 29 kentin teşvik yatırımları ise yüzde 12-14 aralığında kalmaktadır. Özellikle en az gelişmiş 16 ilin bulunduğu 6. bölge, yatırım desteklerinden yalnızca yüzde 5 civarında fayda sağlayabilmiştir.

Açıklamanın devamında, istihdam açısından yapılan değerlendirmelerde, 6. bölgedeki emek yoğun sektörlerin yüzde 23,22 oranında bir istihdam payı oluşturduğu belirtilmiştir. Ancak, hazır giyim gibi sektörlerde yatırımların yurt dışına kaymasının en çok bu bölgeleri etkilediği, bu durumun bölgenin istihdam açısından avantajını kaybetmesine yol açacağı ifade edilmiştir. 30 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe giren yeni teşvik sistemi ise önceki uygulamalardan farklı bir sonuç vermemiştir. Açıklanan veriler, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak yerine daha da derinleştirmiştir. Eylül ayındaki verilerde 6. bölge yatırımları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15, 5. bölge yatırımları ise yüzde 53,6 oranında düşmüştür. Buna karşın 1. bölge yatırımları yüzde 50,6, 2. bölge yatırımları ise yüzde 29,9 artış göstermiştir. Aynı ayda toplam yatırımların yüzde 65’i 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaşırken, 5. ve 6. bölgelerin toplam payı yüzde 14,5’te kalmıştır. Ekim 2025 teşvik verileri de benzer bir tabloyu ortaya koymaktadır. 2024-2025 karşılaştırmasında 5. bölge yatırımları yüzde 66,8, 6. bölge yatırımları ise yüzde 84,2 oranında gerilerken; 1. bölgede yüzde 63,4, 2. bölgede ise yüzde 2,20 oranında artış yaşanmıştır. Mevcut teşvik uygulamaları, Türkiye’nin genel ekonomik büyümesine katkıda bulunmuş olsa da, bölgesel kalkınma ve eşitsizliklerin giderilmesi açısından beklenen sonuçları vermemiştir. Bu durum, mevcut teşvik sisteminde ısrar edilmesi halinde farklı bir sonuç alınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Teşvik sisteminin esas amacı, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmaktır. Ancak bu, yalnızca emek yoğun ve kırılgan sektörlerin az gelişmiş bölgelere kaydırılmasıyla çözülebilecek bir sorun değildir. Bu bölgelerdeki yatırımcıların mali yetersizliklerini ve az gelişmişlik dezavantajlarını minimize edecek, bürokratik süreçleri en aza indirgeyecek kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir.

Kaynak: Mersin Haber + IHA

İlgili Haberler


Mersin Haber ,Mersin