Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Dr. Meltem Küçükdağ, çocuklarda şiddet eğilimine dair kritik bilgiler sundu. Çocuklarda şiddet davranışı, başkalarına fiziksel, sözel ya da psikolojik zarar verme eğilimi olarak tanımlanıyor. Bu durum, anlık öfke patlamalarından ziyade süreklilik gösteren bir davranış biçimi olarak dikkat çekiyor. Dr. Küçükdağ, "Burada önemli olan sadece davranışın varlığı değil; sıklığı, yoğunluğu ve çocuğun bunu bir çözüm yolu olarak benimseyip benimsemediğidir" ifadelerini kullandı.
Şiddete Yönelten Nedenler
Çocuklarda şiddet davranışının genellikle tek bir nedenden kaynaklanmadığını belirten Küçükdağ, "Biyolojik yatkınlıklar, psikolojik süreçler ve çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Aile içindeki şiddet, tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik deneyimler ve akran etkisi en yaygın nedenlerdendir" dedi. Küçükdağ, çocukların davranışları gözlemleyerek öğrendiğini ve sorunların çözümünde saldırgan davranışları normalleştiren bir ortamda büyüyen çocukların bu davranışları içselleştirebileceğini belirtti.
Çocuklarda erken dönemde, sık öfke patlamaları, kurallara karşı direnç, empati eksikliği gibi önemli belirtilerin gözlemlenebileceğine dikkat çeken Küçükdağ, bu davranışların süreklilik göstermesi ve farklı ortamlarda da ortaya çıkmasının kritik olduğunu vurguladı. Erken müdahale ile bu durumların kontrol altına alınabileceğini ifade etti.
Dijital İçeriklerin Etkisi
Dijital oyunlar ve sosyal medyanın çocuklar için sadece eğlence değil, aynı zamanda öğrenme ve model alma platformları olduğunu belirten Küçükdağ, "Dijital içerikler tek başına şiddet eğilimi yaratmaz; fakat uygun zemin varsa bu eğilimi artırabilir. Bu tür içeriklerin sürekli maruziyeti, çocukların empati becerilerini zayıflatabilir ve gerçek hayatta agresyonun daha hızlı ortaya çıkmasına neden olabilir" şeklinde konuştu.
Ailelere Tavsiyeler
Ailelere önemli önerilerde bulunan Küçükdağ, içeriklerin yasaklanmasından ziyade birlikte izlenip değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Çocuklara alternatif davranışları düşündüren sorular sormak, ekran süresini net ve tutarlı sınırlarla belirlemek önemlidir" dedi. Ayrıca, çocukların gördüklerini gerçek hayatta deneme eğiliminde olduğunu hatırlatarak, içeriklerin nasıl işlendiğinin de önemli olduğunu vurguladı.
Akran Zorbalığı ve Şiddet İlişkisi
Akran zorbalığı ile şiddet eğilimi arasındaki ilişkinin çift yönlü olduğunu belirten Küçükdağ, "Zorbalığa maruz kalan çocuklar öfke ve çaresizlik yaşayabilir. Bu durum, sağlıklı bir şekilde ifade edilmediğinde agresif davranışlara yol açabilir" dedi. Okul ortamının bu döngüyü kırmadaki rolüne de dikkat çekti.
Davranışlarda Fiziksel Ceza Kullanılmamalı
Küçükdağ, aile tutumunun kritik rolüne vurgu yaparak, "Fiziksel ceza kesinlikle kullanılmamalıdır. Bunun yerine net ve tutarlı sınırlar konulmalıdır" dedi. Çocukların davranışlarının değil, kişiliklerinin hedef alınması gerektiğini belirtti. Ayrıca, davranışların artması durumunda mutlaka bir uzmandan yardım alınması gerektiğini ifade etti.
Erken Müdahale Önemli
Şiddet eğilimi olan her çocuğun ileride ciddi sorunlar yaşayacağı anlamına gelmediğini belirten Dr. Küçükdağ, erken müdahalenin bu sürecin yönünü değiştirebileceğine dikkat çekti. "Çocuklar çoğu zaman duygularını ifade edemez ve davranışlarıyla kendilerini anlatır. Bu nedenle şiddet bir sonuçtur; asıl mesele onun arkasındaki ihtiyacı görebilmektir" diyerek sözlerini tamamladı.
