Prof. Dr. Işıkay, çocuklarda epilepsinin belirtilerinin yaşa ve nöbet türüne göre değişiklik gösterdiğini açıkladı. Genel nöbetlerin, vücutta yaygın kasılmalar, bilinç kaybı ve gözlerde kasılma ile karakterize olduğunu belirten Işıkay, bilinç kaybı olmadan yaşanan duyusal veya görsel algı değişikliklerinin de önemli bir belirti olduğunu kaydetti. Ayrıca, absans nöbetleri gibi kısa süreli dalma ve boş bakma durumlarının da gözlemlenebileceğini ifade etti.
Çocuklarda nöbetlerin genellikle 3-5 yaş arasında başladığını fakat bazı epilepsi türlerinin doğuştan olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Işıkay, epilepsiye yol açan faktörler arasında genetik yatkınlık, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar, kafa travmaları ve beyin enfeksiyonlarının yer aldığını belirtti. Bu hastalığın kesin nedeninin her durumda tespit edilemediğini de sözlerine ekledi.
Epilepsi tanısı ve tedavi sürecine de değinen Işıkay, tanının konulmasında ayrıntılı hasta öyküsünün alınması, nörolojik muayene yapılması ve EEG testi ile beyin dalgalarının değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı. Tedavi sürecinde antiepileptik ilaçların en sık kullanılan yöntem olduğunu belirten Işıkay, tedavi planının her çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, nöbet anında çocuğun başını korumanın ve çevresindeki tehlikeleri uzaklaştırmanın önemini ifade eden Prof. Dr. Işıkay, ailelerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması ve çocuğun sosyal hayatını desteklemesi gerektiğini belirtti. Çocuklarda epilepsinin düzenli takip ile yönetilebileceğini ve bu sürecin uzmanlık gerektirdiğini ifade eden Işıkay, ailelerin hekimleriyle iş birliği içinde hareket etmelerinin önemini vurguladı. Çocukların nörolojik sağlığının gelecekteki yaşamları için kritik bir öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.