Garibabadi, ABD ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) de sert bir dille eleştirerek, BMGK’nın İsrail’in eylemleri karşısında daha aktif bir rol oynaması gerektiğini vurguladı. Özellikle Lübnan, Suriye ve işgal altındaki Kudüs’teki gelişmelerin, bölgedeki krizlerin yalnızca dağınık gerilimlerden kaynaklanmadığını ortaya koyduğunu ifade etti. Siyonist rejimin, devletlerin egemenliğini ihlal eden ve Filistinlilerin kutsallarına saldıran eylemlerinin, bu suçların cezasız kalmasıyla sonuçlandığını söyledi. Garibabadi, Güvenlik Konseyi’nin, sadece endişe dile getirmekle yetinmemesi gerektiğini, bağlayıcı kararlar alarak Siyonist rejime karşı yaptırımlar içeren adımlar atması gerektiğini belirtti. Uluslararası hukukun, etkisiz kınamalarla korunamayacağını da sözlerine ekledi.
Ayrıca, Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin içeriği üzerine de bazı değerlendirmelerde bulunan Garibabadi, ABD Başkanının Netanyahu’yu Beyrut’a yönelik büyük bir saldırıdan vazgeçirdiği iddiasının, Washington’un barış yanlısı olduğunu gösteren bir durum olmadığını vurguladı. Aksine, bu durumun ABD’nin Siyonist rejimin saldırılarını doğrudan yönettiğini gösterdiğini ifade etti. Eğer bir bağımsız devletin başkentine yönelik saldırı kararı tek bir telefonla değiştirilebiliyorsa, bu durumun çok daha önemli soruları beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Garibabadi, aylarca süren ateşkes ihlalleri, Lübnan’a yönelik saldırılar ve halkın yerinden edilmesi gibi olayların neden kesintisiz devam ettiğini sorguladı.
