İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran’a yönelik saldırıların durması için ülkenin meşru müdafaa hakkını kullanmaya devam edeceği ifade edildi. Ayrıca, başka ülkelerin topraklarının, İran’a karşı askeri saldırılar için kullanılmaması gerektiği vurgulandı. Bakanlık, ABD ve İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılarda sivil yerleşim alanlarının hedef alındığını belirterek, bu durumun İran’ın toprak bütünlüğü ve ulusal egemenliğine yönelik açık bir ihlal olduğunu kaydetti. İran’ın bu saldırılara karşı meşru müdafaa hakkının Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. maddesi kapsamında tanınan bir hak olduğu ifade edildi. İran silahlı kuvvetleri, saldırılara karşı tüm imkanlarını kullanmakta ve bu saldırılar durdurulana kadar meşru müdafaa hakkını kullanmaya devam edecektir. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin, BM Şartı’nın 39. maddesi gereğince saldırganı tespit ederek sorumluluk alması gerektiği vurgulandı.
Uluslararası Hukuk ve Savunma Operasyonları
Bildiride, İran’ın BM Şartı’na uygun olarak meşru müdafaa hakkını kullanarak, saldırgan tarafın askeri üsleri ve imkanlarına karşı gerekli ve orantılı savunma operasyonları yürüttüğü belirtildi. Bu operasyonların uluslararası hukuk açısından meşru olduğu ve daha önce bu konuda çeşitli uyarıların yapıldığı ifade edildi.
Uluslararası Hukukun Temel İlkeleri
Bildiride, uluslararası hukukun temel ilkelerine de değinildi. Hiçbir ülkenin, kendi topraklarının başka bir ülkeye yönelik saldırı amacıyla kullanılmasına izin veremeyeceği vurgulandı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) 3314 sayılı kararında, bir ülkenin topraklarının başka bir ülkeye saldırı için kullandırılmasının saldırı eylemi olarak değerlendirileceği belirtildi. Devletlerin, kendi topraklarında bulunan güçlerin başka ülkelere yönelik saldırılar gerçekleştirmesine izin vermemesi gerektiği ifade edilirken, aksi takdirde saldırıya uğrayan ülkenin zararları karşısında uluslararası sorumluluk doğacağına dikkat çekildi.
İran’ın Bölge Ülkeleriyle İlişkileri
İran’ın bölge ülkeleriyle dostane ilişkilerin sürdürülmesine büyük önem verdiği, ancak ABD’nin bölgedeki askeri üslerine yönelik savunma operasyonlarının bölge ülkelerine karşı düşmanca bir eylem olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Hiçbir faktörün İran’ın ABD ve İsrail’in askeri saldırıları karşısında kendini savunma hakkını zedeleyemeyeceği belirtildi. İran’ın savunma operasyonlarının hedefinin, saldırıları gerçekleştiren tarafların askeri tesis ve imkanları olduğu kaydedilirken, bölge ülkelerinin de ABD’nin kullandığı askeri üslerin güvenlik amacıyla değil, bu saldırıları kolaylaştırmak için kullanıldığını bilmesi gerektiği ifade edildi.
