Psikolog Özcan, zorbalığın, çocukların psikolojik, sosyal ve akademik gelişimleri üzerinde kalıcı etkileri olabileceğini belirtti. Erken çocukluk döneminde (3-6 yaş) zorbalığın daha çok fiziksel davranışlar şeklinde kendini gösterdiğini dile getirdi. Bu dönemde itme ve vurma gibi davranışların sık görüldüğünü belirten Özcan, sosyal becerilerin henüz gelişmediği bu yaş grubundaki çocukların, zorbalığa maruz kaldıklarında güven kaybı yaşayabileceklerini ifade etti. Özellikle isim takma, dışlama ve alay etme gibi davranışların yaygınlaştığını, bunun da çocukların özgüvenini zedeleyerek akademik başarılarını olumsuz etkilediğini aktardı.
Ortaokul döneminde (12-15 yaş) zorbalığın daha karmaşık bir hale geldiğini kaydeden Özcan, bu yaş grubunda sosyal medyanın etkisinin arttığını ve siber zorbalığın yaygınlaştığını belirtti. Çocuklarda anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyon gibi psikolojik sorunların ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Maruz kalınan zorbalığın düşük özsaygı, ilişkilerde bozulmalar ve hatta intihar düşüncelerine kadar uzanan uzun vadeli etkiler bırakabileceğini vurguladı.
Aile içi iletişimin ve okul ortamının zorbalık üzerinde belirleyici bir rol oynadığını ifade eden Psk. Özcan, ailelerin çocuklarına model olduklarını belirtti. Evde kullanılan iletişim dilinin, çocukların dış dünyadaki davranışlarını şekillendirdiğini vurguladı. Bağırma, cezalandırıcı tutum veya aşırı serbestlik gibi durumların dışa yansıyan davranışları belirlediğini söyledi. Yetişkinlerin problem çözme biçimlerinin de çocuklar tarafından taklit edildiğini aktardı. Okullardaki koşulların da zorbalık üzerinde etkili olduğunu, kalabalık sınıfların, öğretmenlerin her öğrenciyle yeterince ilgilenememesi ve disiplin kurallarının belirsizliğinin zorbalığı artırabileceğini belirtti. Ayrıca sosyal medya aracılığıyla çocukların okul dışında da baskı altında kalabileceğine dikkat çekti.
Akran zorbalığını önlemede aileler ve okulların iş birliğinin şart olduğunu hatırlatan Özcan, ailelere düzenli ve açık iletişim kurmalarını, çocukları yargılamadan dinlemelerini ve empati gelişimini desteklemelerini önerdi. Okullar için ise rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlere zorbalık farkındalık eğitimleri verilmesi ve net okul kurallarının oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Akran zorbalığının sadece okul sınırları içinde yaşanan bir problem değil, toplumun genelini ilgilendiren bir konu olduğunu belirtti. Sorunu erken fark etmenin ve birlikte doğru adımlar atmanın, çocukları korumanın en etkili yolu olduğunu sözlerine ekledi.