YEDAM'da 5 yıldır görev yapan Sosyal Hizmet Uzmanı Beşire Çelebi Şen, bağımlılıkla mücadelede ailelerin inkarının en büyük engel olduğunu ifade etti. "Benim çocuğum yapmaz" düşüncesinin tedavi sürecini geciktirdiğini belirten Şen, "Bağımlılıkta her geçen gün kayıptır. Bir kereden çok şey olur" şeklinde konuştu.
Şen, ailelerin çocuklarındaki bağımlılık belirtilerini fark ettikleri halde bunları kabullenmekte zorlandıklarını ve bu durumun tedavi sürecini olumsuz etkilediğini açıkladı. "En büyük hata ’Benim çocuğum yapmaz’ demek" diyen Şen, günümüzde birçok ebeveynin çocuklarının bağımlı olabileceğini düşünmek istemediğini belirtti. Kumar gibi durumlar büyük maddi kayıplara yol açsa da, madde kullanan çocukların gece geç saatlere kadar eve gelmemesi veya riskli arkadaş çevresinde bulunması gibi durumlar ebeveynler tarafından göz ardı edilebiliyor. Bu nedenle, uzman desteğine geç başvurulması sıkça karşılaşılan bir durum.
Ailelerin Dikkat Etmesi Gereken Belirtiler
Çocuklardaki ani davranış değişikliklerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Şen, günlerce uyuma ya da hiç uyumama, ders başarısında düşüş ve odada madde kullanımına dair materyallerin bulunmasının önemli risk işaretleri olduğunu kaydetti. Bu tür belirtilerle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden uzman desteği alınması gerektiğinin altını çizen Şen, "Beklemek yerine harekete geçmek hayat kurtarabilir" dedi.
Yanlış Düşünceler ve Bağımlılığın Başlangıcı
Bağımlılığın genellikle merak ve arkadaş çevresinin etkisiyle başladığını aktaran Şen, toplumda yaygın olan "Bir kereden bir şey olmaz" düşüncesinin en büyük tuzaklardan biri olduğunu belirtti. Sigara, alkol, kumar veya madde bağımlılığının başlangıcında çoğu kişi "İstersem bırakırım" düşüncesiyle hareket ettiğini ifade eden Şen, bağımlılığın bu noktada başladığını ve ilk denemeden sonra kişinin ikinciyi, üçüncüyü daha kolay yapma eğilimine girdiğini vurguladı. "Bir kereden bile kaçınmak gerekiyor. Çünkü gerçekten bir kereden çok şey olur" dedi.
Bağımlılığın Etkileri ve Tedavi Süreci
Bağımlılık süreci ilerledikçe, kişinin "hayır" deme becerisinin zayıfladığını belirten Şen, beynin karar verme mekanizmasının olumsuz etkilendiğini söyledi. YEDAM'da yürütülen psikososyal destek çalışmalarında, bireylerin yeniden "hayır" diyebilme becerilerini güçlendirmeye yönelik faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ifade eden Şen, tedavi sürecinin önemli parçalarından birinin riskli arkadaş çevresi ve ortamlardan uzak durmak olduğunu kaydetti. Madde etkisi altındaki kişilerle karşılaşıldığında, vatandaşların öncelikle kendi güvenliklerini sağlaması gerektiğini de ekledi. Şen, "Kişiye yaklaşmaya, tartışmaya ya da ikna etmeye çalışmayın. Göz teması kurmadan güvenli mesafeye geçin. Tıbbi müdahale gerekiyorsa 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı, şiddet riski varsa güvenlik güçlerine haber verilmelidir" dedi.
Şırnak YEDAM, alkol, madde, kumar, tütün ve teknoloji bağımlılığı alanında tamamen ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı psikososyal destek hizmetleri sunduklarını belirten Şen, sadece bağımlı bireylerin değil, ailelerin de destek alabileceğini ifade etti. Bağımlı bireylerin çoğu zaman tedaviye karşı direnç gösterdiğini vurgulayan Şen, "Bu süreçte aileler ne yapacaklarını bilemeyebiliyor. Bu nedenle anneler, babalar ve eşler, nasıl davranmaları gerektiği, nasıl sınır koyabilecekleri ve yakınlarını tedaviye nasıl yönlendirebilecekleri konusunda uzmanlarımızdan ücretsiz destek alabiliyor" dedi.
YEDAM'da yapılan tüm görüşmelerin gizlilik ilkesiyle yürütüldüğünü belirten Şen, başvuruların hiçbir kurum ya da kişiyle paylaşılmadığını vurguladı. "Birçok kişi kayıt altına alınacağı endişesi taşıyor. Oysa YEDAM'da görüşmeler tamamen gizlidir. Devlet memuru, askeri personel, esnaf veya öğrenci, hiç bir çekince yaşamadan destek alabilir. Ne kadar erken başvurulursa tedavide başarı şansı da o kadar yükselir. Lütfen bağımlılığı gizlemeyin, geç kalmayın ve destek almaktan çekinmeyin" diyerek sözlerini tamamladı.