Gökgöl Mağarası, Zonguldak şehir merkezine yakın bir konumda bulunarak ulaşım kolaylığı sağlıyor. Mağara, göz alıcı sarkıt, dikit, sütun ve traverten oluşumlarıyla dikkat çekiyor. Ayrıca, çevreyle uyumlu yürüyüş yolları ziyaretçiler tarafından büyük beğeni topluyor. Toplamda 875 metrelik bölümü turizme açık olan bu alan, cam köprüler, seyir terasları ve doğal dokuya zarar vermeden tasarlanmış yürüyüş yollarıyla konforlu bir gezi imkanı sunuyor. Girişte yer alan bilgilendirme panoları, gelen misafirlere mağaranın etkileyici tarihi ve jeolojik yapısını tanıtıyor.
Türkiye’nin Onuncu Uzun Mağarası
Gökgöl Mağarası, yaklaşık 3 bin 350 metre uzunluğuyla Türkiye’nin en uzun 10’uncu mağarası unvanını taşırken, Zonguldak’ın da ikinci büyük mağarası olma özelliğine sahip. Karbonifer dönemine uzanan tarihiyle, yaklaşık 350 milyon yıllık bir oluşumun izlerini barındırıyor. İçerisinden akan yeraltı derenin sularını doğal bir sifon sistemiyle Erçek Deresi’ne ulaştıran bu doğa harikası, damlataş zenginliğiyle öne çıkıyor. Mağaranın iç kısımları, yapısal özelliklerine göre "Fosil Giriş", "Astım Salonu" ve "Harikalar Salonu" gibi isimlerle adlandırılmıştır.
Özellikle astım hastalarının rahatlamasına yardımcı olduğuna dair bilgiler, mağaranın sağlık ve yaşam turizmi açısından da cazibe merkezi olmasını sağlıyor. Bayram tatili kapsamında İstanbul’dan bölgeye gelen 65 yaşındaki emekli subay Ali Gürsel Ovalı, mağaradaki düzenlemeleri çok başarılı bulduğunu belirtti. Ovalı, "İstanbul’dan geliyoruz. Bolu’yu gezdik, ardından Safranbolu, Amasra, Bartın ve Zonguldak’ı ziyaret ettik. Buradan İstanbul’a döneceğiz. Çok güzel yerler gördük. Tarihi yerler özellikle ilgimizi çekti. Burayı da çok güzel organize etmişler. Daha önce Safranbolu’da bir mağara gezmiştik, ancak bu kadar güzel düzenlenmemişti. Gökgöl Mağarası, sarkıt ve dikitleriyle görülmesi gereken bir yer. Herkese tavsiye ederim. Tekrar yolumuz düşerse uğramak isterim." şeklinde konuştu.
