TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Mazlumların hayatı pahasına sürdürülen suskunluk, asla tarafsızlık olarak kabul edilemez. Açıkça ifade etmek isterim ki sivillerin yaşam hakkı üzerinde asla siyasal pazarlıklar yapılamaz" dedi.
Genel Kurul'un Açılışı
Parlamentolar Arası Birlik’in (PAB) "Gelecek Nesiller İçin Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temalı 152’nci Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un başkanlığında müzakerelerine başladı. İstanbul’da gerçekleştirilen Genel Kurul’un açılışını yapan PAB Başkanı Tulia Ackson, Kurtulmuş’u kürsüye davet etti. Kurtulmuş, Genel Kurul’un açılışında yaptığı konuşmada, parlamentolar arasındaki temasların İstanbul’da derinleşmesinin insanlığın ortak vicdanına hitap eden bir anlam taşıdığını belirtti.
Adalet ve Temas
Genel Kurul Başkanlığını üstlenmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Tarafıma tevdi edilen sorumluluğu, Parlamentolar Arası Birlik teamüllerine bağlı kalarak, adaleti esas alan bir yaklaşımla sürdüreceğimi ifade etmek isterim" dedi. Kurtulmuş, müzakerelerin düzen içinde ilerlemesini sağlamak, söz alan her temsilcinin iradesine saygı göstermek ve ortak karar üretme kapasitesini güçlendiren çalışma zemini genişletmek için çalışacağını belirtti.
Meclis kürsülerinin, insanlığın müşterek birikimini akıl süzgecinden geçiren meşru zeminler olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, alınacak kararların halklar ve insanlık için hayırlı olması dileğinde bulundu. Kurtulmuş, konuşmasının bu bölümünde PAB 152. Genel Kurulu’nu resmen açtığını açıkladı.
İnsanlığın Ortak Sorunları
Kurtulmuş, "İnsanlık büyütülen çatışmaların, ağırlaşan eşitsizliklerin, yerinden edilmelerin, açlık dalgalarının ve güven aşınmalarının içe geçtiği zor bir dönemden geçmektedir. Çok taraflı ve kutuplu siyasal mimari uzun yıllar boyunca uluslararası dengenin ana unsurlarından birisiydi ve son yıllarda yaşanan gelişmeler, kurumların irade üretme kapasitesini azaltmıştır" dedi.
Küresel sistemin sorunları çözme iddiasını korurken norm uygulama cesaretini ortaya koyamadığını belirten Kurtulmuş, "Hukuk, güç sahiplerine gelince esneyen, zayıfların karşısında ise katılaşan bir baskı aracına dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Uluslararası sistemin çöküşe geçtiğini vurgulayan Kurtulmuş, Gazze’de yaşanan durumun bu çöküşün en belirgin örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Uluslararası Sorumluluk
Kurtulmuş, sivillerin korunamadığı, yaşam haklarının güvence altına alınamadığı bir durumun uluslararası sistem açısından ciddi bir sorumluluk olduğunu vurguladı. "Sistematik saldırılar karşısında suskun kalan uluslararası yapı, kendi kurucu iddialarını kaybetmektedir" dedi. Filistin meselesinin insanlığın ortak bir sınanma alanı haline geldiğini belirtti.
Kurtulmuş, Gazze’nin insani hukukun seçici uygulanmasının yıkıcı sonuçlarını ortaya koyduğunu, bu durumun insanlık ailesinin ortak değerleri karşısında tutarlılığını sorgulattığını ifade etti. "Mazlumların hayatı pahasına sürdürülen suskunluk, asla tarafsızlık olarak kabul edilemez" dedi.
Diplomasinin Önemi
Kurtulmuş, uluslararası toplumun kınama ile yetinen ve ağır krizleri prosedürel tartışmalar içine hapseden alışkanlıkları terk etmesi gerektiğini vurguladı. Diplomasi ve nezaketin, uluslararası temasın vazgeçilmez unsurları olduğunu belirtti. "Nezaket, zulmü görünmez kılan bir örtüye asla dönüştürülmemeli" ifadelerini kullandı.
Son olarak, temsil görevini üstlenenlerin kendi toplumlarının menfaatini korurken insanlık ailesinin ortak haysiyetini de gözetmek zorunda olduğunu dile getiren Kurtulmuş, aksi halde ulusal çıkar kavramının dar bir siyasal kalıba dönüşebileceği uyarısında bulundu. "Güvenlik başka halkların güvensizliği üzerine bina edildiğinde sürdürülebilir bir sistem olmaktan çıkar" dedi.
